Fatih haber,Haber fatih,Fatih Yaşam,Fatih aktuel ,Haber

Fatih Aktüel

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 3862 kez okundu.
Yazının Tarihi :   25 Mart 2019 - 12:37:30

O GÜNE DAİR YAŞANANLAR VE DÜŞÜNCELERİM

Büyüt
Küçült
O GÜNE DAİR YAŞANANLAR   VE

Nuran YILMAZER

Okyanus’un Öbür Yakasından


    Değerli okuyucu! Birisi bana: “Avusturalya nasıl bir yerdir?” ya da, “Avusturalyalılar nasıl insanlardır?” diye sorduğunda hep aynı cevap gelirdi aklıma… Avusturalya çok güzel, yeşilliği bol, havası temiz bir memleket, ama maneviyatı az bir yer; Avusturalyalıları ise, saf, temiz insanlar olarak tarif ederdim. Bu genel tarifin yerini dünkü Yeni Zelanda’da olan hazin olaydan sonra başka bir tarif aldı; en azından genellemenin içindeki saflığın yerine bazıları için cahilliği de ekleyebiliriz diye düşünüyorum şimdi.  Tabiki bu, sadece onlar icin değil, her millette bulunabilecek karakter yapıları..


    Değerli okuyucu, bu satırları okyanusun öbür yakasından Yeni Zelanda’dadaki cami katliamının hemen akabinde yazıyorum.


    O korkunç cinayeti işleyen teröristin ismini, karakterini, onun nasıl motive olduğunu, ya da kimi örnek aldığıyla ilgili yazmayacağım.


      Ayrıca, bu olaydan sonra çıkıp kendisinin milletvekili olduğunu sanan! Anning’in yazdığı ve son derece kışkırtıcı yazısını açıklarken,  tepki olarak kafasında yumurta kıran 17 yaşındaki gence attığı yumruğu, bunu yaparken de yüzündeki sevgisizlik ve sinir belirtilerini de daha fazla anlatmaya gerek görmüyorum.


        Tüm bu olumsuzlukların yanında olumlu olan güzel şeylere dikkat çekmek istiyorum. Mesela Avusturalya’nın ikinci büyük şehirlerinden olan Melburn’da her milletten insanın bir araya gelip müslümanları destekleyen yürüyüş yapması, Sidney’deki yada başka şehirlerdeki camilere üzüntü bildiren özel mesajların, çiçeklerin bırakılması gibi.   Sonra Sidney’in şehir merkezine yakın bir itfaiye merkezinin panosuna Arapça okunuşuyla yazılan ve Türkçesi  “Allah’tan geldik ve yine Allah’a dönecegiz” ayetinin bulunması gibi..


     Bunların Dışında


Evet, bunların dışında asıl anlatmak istediğim ve o gün bizzat yaşadığım bir olay ki, o da, bir insanın bakış açısını, kanaatini değiştirmenin ne kadar önemli ve kolay olduğunu düşündüren, kendimi bile şaşırtan bir olay.. Bir kişi deyip de basite indirmeyelim. Bütün güzellikler bir kişinin adımıyla başlamamış mıdır?


    Ben, çalıştığım bölümü geneli Avusturalya’lı olan, etnik kültürü fazla da geniş olmayan bir işyerinde; bir devlet dairesinde çalışıyorum. Bu ülkede, medyanın, Müslümanlarla ilgili olan en ufak olayları bile şişirerek insanların gözüne sokarcasına tekrar tekrar göstermesi yüzünden kendimi burada İslâm’ın güzelliklerini anlatmakla görevli addediyorum. İslâm’ın, medya ve bazıları tarafından anlatıldığı, yansıtıldığı gibi olmadığını açıklamak zorunda kalıyorum.  Aslında bundan şikâyetçi de değilim; hatta bu benim için büyük bir şanstır diye düşünüyorum.


     O Günün Sabahında


      İlginçtir ki, o meşum cinayet sabahında, güne bir sohbetle başlamıştık. Konumuz, bundan yaklaşık 3.5 (üç buçuk) sene önce bir Çinli’nin, mesaisini bitirip evine giderken bizim işyerinin önünde müslüman bır genç tarafından öldürülmesi, bu olayda kullanılan silah ve bu silahı veren gencin duruşmasının sonucunun ne olduğu ve ayrıca bunu yapan gencin düşünce yapısının ne olabileceği idi.


  Herhangi bir art niyet olmaksızın arkadaşlarımın, o konuyla ilgili benim düşüncelerimin neler olduğu sorusuyla sohbetimiz başlamıştı. Ben de dilimin döndüğünce düşüncelerimi anlatmıştım.


      Öğlen Cuma namazından döndüğümde ise arkadaşların bazılarını, işyerinin yemek salonunda gözlerini televizyona kilitlenmiş olarak buldum; anormal bir şey olduğunu tahmin ettim.  Bir arkadaşım beni gördüğünde çok sevindi, “seni çok merak ettim,” dedi.  Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken o söyledi acı olayı. Benim başıma da birşey gelmiş olabileceğinden duyduğu kaygıyı ifade etti. Sonra beraberce televizyondaki gelişmelere baktık, Artık o gün öğleden sonra, kimse kendini ciddi olarak işine veremedi diyebilirim.


     Insanoğlu ne garip.. Dünyamızda bu meşum cinayete benzer olayları duyuyor, görüyor ve üzülüyorduk; ama sanki biz burada; Avusturalya’da çok uzaktayız, bu tür vahşetler bizim diyarda olmaz” diye düşünürdük. Bu bencilce düşünmemizden mi nedir bilmem, gördüklerimizin etkisi bu kadar çok hissedilmiyordu ya da daha kolay unutuyorduk malesef.


    Ama bu vahim olayın, okyanusun bu tarafında, Avusturalya’nın komşusunda ve bir Avusturalyalı hain tarafından işlenmiş olması, ayrıca 2 sene gibi uzun bir planlama dönemi geçtiği halde kimsenin bunu fark etmemiş olması ve bu kadar çok Müslümanın şehit edilmesi gibi birçok sebeplerden dolayı ofisteki herkes çok üzgündü gerçekten.


  Mesai arkadaşlarım, benim duygularımı, oradaki tek Müslüman olarak ne düşündüğümü merak ediyorlardı. Ben ise çok üzgündüm ve tabii ki, birçok Müslüman gibi sinirliydim de. Zira, katilin bunu nasıl soğuk kanlılıkla yaptığından başka, o ana kadar henüz hiç bir haber kanalında, ya da açıklama yapan hiç kimsenin bunu terör olarak nitelemediğinden dolayı oldukça gergindim. 


   Şimdi düşündüğümde o anda beni söyletenin Allah olduğuna inandığım ve sarfettiğim iki cümleyle arkadaşımın yüzündeki değişmeyi anlatamam sizlere. Benim dediğim şuydu: “ Malesef aramızdan böyle insanlar çıkıyor ; cahil, ilgisiz karşısındakini tanımadan sırf kafasındaki bir saplantı yüzünden suçsuz insanları öldürebilen caniler çıkıyor içimizden. Kim bilir ben şimdi dışarıya çıkacağım ve başörtümden dolayı Müslüman olduğumu düşünen bir fanatik, gelip beni de vurabilir” dedim.


   O anda arkadaşımın yüzündeki şaşkınlığı, değişimi anlatamam sizlere. Kendisi, “Nuran! Sen bana madalyonun öbür tarafını gösterdin. Hiç bir zaman Müslümanların kendini burada korku içinde bulacağını düşünmezdim,” dedi ve ağlamaya başladı. Aslında ben, korktuğumdan söylememiştim o sözleri. Amacım sadece ona “karşı tarafın da” düşüncesini bildirmekti.       


     Arkadaşım, sonra defalarca özür diledi, bazı insanların peşin hükümlü oluşundan dolayı karşı tarafın duygularını, korkularını aklının ucundan bile geçirmediğini söyledi ve ağlayarak beni arabama bırakmak istedi. İyi olduğumdan emin olması gerektiğini ifade etti.         


    O anda anladım ki, aslında kendimizi açıklamamız gerekmiyor, insan olarak duygularımızı paylaşmamız gerekiyor.  Kendimize acımadan ama olayların nasıl iki tarafı da etkilediğini, birçok suçsuz insanın hiç alakaları yokken aynı kefeye konulmuş olduğunu ve bunun aslında ne kadar rahatsız edici bir durum oluşturduğunu ve bunun bizleri de nasıl rahatsız ettiğini paylaşmamiz...


   O ayrılıştan sonra, arkadaşımın bana evinden gönderdiği mesajlardan, onun ve hatta aile bireylerinin de olaylara bakış açılarının değiştiğini anladım ve bunu benim ona söylediğim bir iki cümlenin yaptığını hissettim…


      Şimdi ne Yapmalı


 Bu olaya ya da, hayatta karşılaşacağımız her olaya iki türlü yaklaşabiliriz diye düşünüyorum.


  Ya kızarız, yıkarız; göze göz, dişe diş hesabı, yada karşımızdakine İslam’ı yaşayarak, hissettirerek öğretiriz.


   Ben bu konuda ikinci şıkkı ve sevgiyi seçiyorum. Çok kötü bir şekilde öldürülen Özgecan Aslan’ın babasının sözlerini hiç unutmuyorum. O, “ Sevmekten başka çıkar yolumuz yok.” demişti. Yapanı sevmekten bahsetmiyorum; çevremizde İslam’ı bilmeyen, anlamayan ya da anlama gayreti bile göstermeyen insanlara, bizlerin İslâm’ı severek, yaşayarak göstermemiz, yaymamız gereken sevgiden bahsediyorum.


Aynı günün sabahında bu düşüncelerle uyanmışken Kuran’da şu ayet çıktı karşıma:







“ BU KİTAB’IN indirilişi, hiç şüphe yok ki âlemlerin Rabbindendir:


Ama (onlar, [o hakkı inkâr edenler,] "Onu [Muhammed] uydurdu!" diyorlar. Asla! O, Rabbinden gelen bir hakikat olup senden önce hiçbir uyarıcı ile karşılaşmamış olan [bu] halkı doğru yola gelsinler diye uyarabilmen içindir. “  (Secde Suresi, 2,3)


       Uzaklardan, çok uzaklardan selamlar, sevgiyle kalınız.






E-Posta ile Yolla
Sayfayı Yazdır
Sosyal Paylaşım
Google
Blogger
Tumbir
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
neslihan kaleli
 
C oook guzel anlatmissiniz avusturalyayai :) ins gormek nasip olur :)
okuyucu
 
Türkiyedende okyanus ötesine sevgiler.Çok güzel bir yazı .Yüreğinize sağlık
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Fatih Aktüel | http://fatihaktuel.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2018 - 2019