Fatih haber,Haber fatih,Fatih Yaşam,Fatih aktuel ,Haber
BİR YERALTI İMAMIMIZ VARDI
Ender imamlardandı O
1885 yılında İstanbul’un Üsküdar semtinde dünyaya gelmişti. Posta telgraf memuru olan bir babanın çocuğuydu. O, tam bir Üsküdarlıydı; çünkü hayatının büyük bir kısmı Üsküdar’da ve kültürlü bir ortamda geçmişti. Amcası Talat’ın evinde sık sık edebiyat ve musiki sohbetleri yapılır ve o da babasıyla birlikte bu sohbetlere katılırdı. Burhan Felek ve Şemsettin Günaltay gibi ünlü isimler, onun okul arkadaşı olmuşlardı.
O, genç yaşta hafız oldu ve Kırâat-i aşereyi (1) hem İstanbul, hem de Mısır tarıkiyle öğrendi ve bu konuda hocalarından icazet aldı.
O, keskin bir zekânın yanında tam anlamıyla bir İstanbul Beyefendisiydi; bir öğrencisi, onun tevazuunu ifade etmek için şöyle diyordu: “Okula giderken bazen otobüste karşılaşırdık hocamla; koltuğuma oturması için yer verirdim, ama kesinlikle oturmaz, ayakta yolculuk yapardı.”
Diğer bir öğrencisi Prof İsmail Karaçam da, Hatıralar adlı eserinde ondan şu cümlelerle bahsediyor: “Yeterince Arapça bilirdi… Klasik Türk musikisinde ise merhum, bir derya idi…(O, Kur’an okurken) bir bülbül gibi çağlardı; makamlar, bir akarsu gibi insan kulağını ve gönül tellerini rahatsız etmeden akar da akardı.
O, yumuşak ve tınısı rebap gibi olan tatlı bir sese de sahipti. Yüce Kitabımız Kur’an’ı okurken, tecvid kurallarına uyarak ve makamlar arasında gezinti yaparak okurdu. Onu dinleyenler, anlamını bilmeseler bile o manevi atmosfer içinde adeta büyük bir huzura kavuşurlardı.”
Radyoda Bir Röportaj
1963 yılında bir radyo programında kendisiyle yapılan bir röportajda sorulan sorulara onun verdiği cevaplardan bazı cümleler şöyleydi:
“ Üsküdar’da tevellüd ettim. Üsküdar, havası ve suyu fevkalade güzel olan bir semttir. Yaşımı soruyorsunuz ama bu konuda biraz ketum davranacağım. Şu anda Erenköy’de oturmasaydım, İstanbul’un Çamlıca’sında oturmayı tercih ederdim. Yeraltı camiinde görev yapıyorum. Musıki konusunda Üsküdar’da bulunduğum sıralarda; sonraları kaymakamlığa kadar yükselen Cemil Bey’den ders aldım, birçok eserler meşk ettim. Birçok musikişinas zatı tanıdım. Bu zatlar camiye geldiklerinde çok etkileyici ezan okurlardı. Tiyatroya giderim lakin gideceğim tiyatro, ilmi olmalıdır.. (2)
İlk Resmi Görev Ve İstanbul Tavrı
Resmî görevine Defter-i Hâkānî’de (3) memur olarak başladı. Ardından 30 Temmuz 1908’de Vakıflar Başmüdürlüğü Hayrat İşleri ve Mülhak Vakıflar Müdürlüğü’ne bağlı Yeraltı Camii imam-hatipliğine tayin edildi.
İstanbul’un Erenköy’ünde, on iki dönümlük üzüm bağı içinde bir evi vardı onun. Bu evi, onun Kur’an okuyuşuna hayran olan ve mirasçısı bulunmayan bir İstanbul hanımefendisi hediye etmişti. Ama bu Hanımefendinin bir şartı vardı, o da; ömrünün sonuna kadar Yeraltı Camii’nde imamlık yapması ve mukabele okuması şartıydı. Diyanet İşleri Başkanlığı da Mart 1949 tarihinden itibaren onu resmi kadrosuna aldı. O, Kur’an tilâvetinde İstanbul tavrı’nın son temsilcilerindendi.
1959 yılında ona günümüzün İlahiyat Fakültesi olan İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nde Kur’ân-ı Kerîm hocalığı verildi. Ve o, bu görevini 1971 tarihine kadar sürdürdü. Günümüzde hala hayatta olan hocaların, hocası oldu. 429 cilt kitabı barındıran kütüphanesini de bu okula bağışladı.
Kimdi O?
Ölünceye kadar Reisül kurra (4) sıfatını koruyan, 56 yıl imamlık görevini sürdüren, Üç padişah dönemi yaşayan, saray hâfızı olarak paşa konaklarında okuyan ve II. Abdülhamid’den iltifat gören, can dostlarıyla sohbeti seven, ama oldukça da ketum olan bu merhum hocamızın adı Ali Sadettin idi; namı diğer Üsküdarlı Ali Efendi.
Takvimler 27 Ağustos 1976 tarihini gösterirken o da her fani gibi, Rahmeti Rahman’a kavuştu ve İstanbul’da Sahrayıcedid Mezarlığı’na defnedildi. Allah rahmetiyle muamele eylesin, mekânı cennet olsun.
Diyanet camiasında böylesi değerlerin ziyadeleşmesi dilek ve dualarımızla…
1) Kur’an-ı Kerim’i; bazı kelimelerini farklı biçimde okuyan 10 kraat imamının okuma tarzına göre okumak.
2) B.S. Ediboğlu’nun sunduğu Yedi Tepeden Yankılar adlı program
3) Osmanlılarda arazi ve timar kayıtlarıyla ilgili defterlerin saklandığı devlet dairesinin adı.
4) Kıraat ilminde icâzeti olanların reisi anlamında bir tabir..