Fatih haber,Haber fatih,Fatih Yaşam,Fatih aktuel ,Haber

Fatih Aktüel

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 1483 kez okundu.
Yazının Tarihi :   31 Ocak 2021 - 16:15:59

BÜYÜK BİR FİLOZOF VARDI,

Büyüt
Küçült
BÜYÜK BİR FİLOZOF

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına önce İznik Lisesinde, daha sonra da İstanbul Eyüp Sultan, Kabataş Erkek, Beşiktaş kız, Pertevniyal Akşam Liselerinde devam etti. 1997 yılında Davutpaşa Akşam Lisesinden emekli oldu. Şişli Terakki Lisesi ve Özel Beyoğlu İtalyan Lisesinde de(1985-2005) ücretli olarak görev yaptı. Bir TV. Kanalında, “Yarınlara Doğru” adlı sohbet programını hazırladı ve sundu. Fatih Aktüel.com’da haftalık yazım hayatına devam etmekte.

 



                                          BÜYÜK BİR FİLOZOF VARDI,


                                                                   ONUN ADI…


         Evet, eşine ender rastlanan mütefekkirlerden biriydi o. Onu, eserlerini Türkçemize kazandıran değerli Cemal Aydın Bey’in bir tercümesinden kendi ifadeleriyle birkaç paragrafla tanıyalım isterim.


      Dertli Bir Filozoftu O


 “İslâm, gerçek büyüklüğüne ve dünya çapında yeniden göz kamaştırıcı bir şekilde parlamasına, ancak Müslüman halklar o liderleri ve onların koruyucusu olan Amerikalıları ülkelerinden kovdukları ve kovulan Amerikalılar o beş para etmez liderleriyle işbirlikçi ulemayı bavullarına koyup götürdükleri zaman kavuşacaktır,” diye feryat ediyor ve devam ediyordu:


     “1996 yılı başlarında “İsrail, Mitler ve Terör” kitabımın yayımlanmasından sonra Mart ayının 19’unda hakkımda bir yıl hapis cezası istenen bir iddianame düzenlendi. Ben o kitabımda, Filistinlilerin topraklarının ellerinden alınmasını, yurtlarından, yuvalarından edilmelerini ve onlara uygulanan acımasız baskıyı, hiçbir şeyin; ne Musevî kutsal metinlerinin, ne Hitler’in Yahudilere yaptığı zulümlerin mazur gösteremeyeceğini belirttim.” diyordu o.


     Alkışlanıyor muydu o, yoksa..?


     Bu sorunun cevabını da şöyle veriyordu:


   “Aldığım o iddianamenin ardından birkaç gün geçmemişti ki, bana Suudi Arabistan’ın resmî yayın organları El-Mecelle dergisi ve Ukaz gazetesi ile Körfez ülkelerinin diğer gazetelerini getirdiler. Hepsinde de birçok resmim vardı. İlkin sâfiyâne bir duyguyla bu yayın organlarının beni savunmak için yazılmış makale ve haberlerle dolu olduğunu sandım. Yanılmışım. Meğer hepsinin de sayfaları benim haysiyet ve itibarıma leke sürmeye çalışan yalan haber ve iftiralarla doluymuş…”


         Siyonistlerle İşbirliği


    “ Bana atılan bu çamurların bir tek anlamı vardı: Siyonistlerin safında yer almak! Onların hepsi de siyonistlerin safında yer almıştı! Aleyhimdeki bu kampanya, o yayın organlarını finanse eden Suudi Arabistan yöneticileri ile siyonistlerin ortak operasyonuydu! Onları eş zamanlı olarak harekete geçiren de CIA’in Amerikalı yöneticileriydi!...”


        Onun Müfterilere Tek Cevabı


       Kendisine iftira atan işbirlikçilere de cevabını şöyle dillendiriyordu o:


  “İslâm’a olan iman ve inancımı hatırlatıp, İslâm’ın saygınlığına zarar veren siyasi yöneticilere meydan okuyarak, İslâm tarihini özetlediğim “İslâm Dünyasının Yükselişleri ve Çöküşleri” adlı kitabımdır.” 


      Görevimi Endülüs’te devam ettiriyorum (İspanya’da, bir zamanlar Batı Halifeliğinin başşehri olan Kurtuba’da, Endülüs İslâm’ının gerçek yüzünü İslâm düşmanlarına göstermek için bir müze kurdum, her sene orayı 100 bin kişi ziyaret ediyor). Bu arada İsrail’in işlediği cinayetleri bütün dünyanın gözleri önüne serebilmek için “Siyonist lobi”ye karşı Fransa, ABD ve bütün Batı ülkelerinde mücadele veriyorum.


    Ve “ Ben Alev Taşıyorum,” diyordu O


    Bizi “kâinatı yaratan ve yaratışını sürdüren” Yüce Allah’a hakkıyla kul olmaya çağıran Kur’ân’a sadık Müslüman olma vazifemi, ben, işte bu şekilde yerine getirdiğime inanıyorum. Ataların ocağına sadık kalmak, o ocağın küllerini saklayıp korumak değil, tam aksine onun alevini bugünlere taşımaktır..”


                  Kimdi O?


        O, 17 Temmuz 1913 tarihinde Marsilya’da ateist bir babayla Katolik bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi. Sorbonne Üniversitesinde edebiyat dalında eğitim gördü, Devlet Doktorası vererek profesör oldu, ayrıca1954 yılında Sovyetler birliği Bilimler Akademisinden de doktor unvanını aldı.


     O, Fransa Parlamentosunda milletvekilliği ve meclis başkan yardımcılığı, milli eğitim komisyon üyeliği ve senatörlük gibi çeşitli görevleri yürütürken bir yandan da ideolojiler, dünyanın dünü, bugünü ve geleceğine dair düşüncelerini akademisyen olarak kaleme alıyordu.


      O, soğuk savaşın yoğun olarak yaşandığı iki kutuplu bir dünyada Marksizm’in önde gelen düşünürlerindendi. Ünlü bir akademisyen olarak tüm felsefi ekolleri, dinleri inceledikten sonra 1982 yılında hayatının bir başka dönüm noktasını yaşadı; Müslüman oldu.


        Nasıl Müslüman Oldu?


        O, İkinci Dünya Savaşı’ndaki müthiş kahramanlıklarından dolayı Fransa’nın en büyük devlet nişanını aldı. Fakat Hitler’e karşı yiğitçe savaşırken Fransa hükûmetinin Hitler’le antlaşma yaptığını öğrenince çılgına döndü. Derhal komünist arkadaşlarıyla birlikte kışladaki bütün tuvaletlere “Kahrolsun Faşizm!” yazıları yazdılar ve askerlere de söz okunusu antlaşmayı kötüleyen el ilanları dağıttılar. Bunun üzerine ellerine kelepçe vurulup o zamanlar Fransa’nın sömürgesi olan Cezayir’in Celfe sahrasındaki toplama kampına sürgün edildi.  Savaş bitene kadar da oradaki kampta kaldı. Bir gün kampa başka komünist yoldaşların da getirilmekte olduklarını uzaktan görünce onları karşılamak için komünist marşları söylemeye başladılar. Kamp komutanı bunları susturamadı. Emre itaatsizlikten hepsinin de kurşuna dizilmesi kararını verdi. O ve yoldaşları sıraya dizildiler. Karşılarına elleri silâhlı Cezayir askeri dikildi. Komutan, onlara “ateş!” emri verdi. Ama Cezayirli Müslüman askerler ateş etmediler. Komutanın onları tokatlamasına ve kırbaçlamasına rağmen hiçbiri ateş etmedi. Bunun üzerine Fransız komutan onu ve arkadaşlarını çadırlarına gönderdi. Birkaç gün sonra, o büyük filozof, ateş etmeyen askerlerin başındaki Cezayirli astsubayı yakalayıp, askerlerin niçin ateş etmediklerinin sebebini sordu. Astsubay, “Bizim inancımıza göre, silahsız bir insana ateş etmek haramdır, cezası da ebediyen cehennemde kalmaktır da ondan!” cevabını verdi. Astsubayın normal bir şeymiş gibi söylediği bu söz, o filozofun kafasında şimşekler çaktırdı. Kendi kendine “Allah’ın emrini esas aldıran ve komutanın emrini hiç kaale aldırmayan bu din nasıl bir dinmiş acaba?” diyerek İslâm’ı derinlemesine öğrenmek gereği duydu. Kamp hayatından kurtulur kurtulmaz İslâm’ı öğrenebileceği kitapları kütüphanesine taşımaya başladı. İslâm’ı, onun kutsal kitabı Kur’ân’ı detaylı olarak inceledi. Ve 2 Temmuz 1982 günü Cenevre’de Kelime-i Şahadet getirerek Müslüman oldu.


        Sen misin İslâm’ı Seçen?


      İslâm’ı seçmesinden ve özellikle “İsrail: Terör ve Mitler” kitabında İsrail’in ipliğini pazara çıkardıktan sonra, Fransız mahkemesinin kararıyla kitabının basımı yasaklandı ve yaşından dolayı hapis cezası paraya çevrildi ve 240 bin Franklık para cezasına çarptırıldı. Siyonist lobi Fransa’da çok güçlü olduğu için, o tarihten sonra kendisinin kitapları Fransa’da hiçbir yayınevine bastırtılmadı, eskiden basılanların dağıtımları durduruldu. Her yazdığı eser en az beş yüz bin satarken ve dünyanın 40’tan fazla diline çevrilirken, bir anda sükût suikastına maruz kaldı. Artık hiçbir radyo, hiçbir televizyon, hiçbir gazete ve dergi kendisinden bahsetmez oldu. Sadece Fransa ve Batı’da değil, bütün dünyada tanınmış olan o ünlü filozof tamamen susturuldu.


    Ama Müslümanlar Sevdi Onu


      Demokrasi havarisi geçinen Batı dünyasının dışladığı bu filozofu Müslümanlar çok sevdi. İran, Libya, Suriye, Ürdün gibi birçok İslâm ülkesinin halkları onun kitaplarına yöneldi. Kitaplarını okuyarak ona moral verdiler. Hâlâ da okunuyor ve çok seviliyor. Kendisi 60’tan fazla eser yazdı. Ve 30 civarındaki kitabı da Türkçemize tercüme edildi.


      Eserlerinden Bir Kısmı


     İnsanlığın Medeniyet Destanı / İslâm Medeniyetinin İnsanlığa Katkısı / 21. Yüzyılda İslâm’ın Dirilişi / Geleceğimizde İslâm Var / Hatıralar: Yüzyılımızda Yalnız Yolculuğum / Endülüs’te İslâm: Düşüncenin Başkenti Kurtuba / Yobazlıklar / İsrail, Mitler ve Terör / İsrail Sorunu / İslâm ve İnsanlığın Geleceği /Amerikan Efsanesi / İlâhî Mesajlar Toprağı Filistin / İslâm’ın Vadettikleri / İslâm’ın Aynası Camiler…


      Ve Bir Fani Göçtü Dünyamızdan


      Evet, 2012 yılının 13 Haziran günü Paris’te bir fani; bilge, entelektüel, büyük bir mütefekkir, mazlumların sesi, daima haktan yana olan bir mü’min ve kâmil bir adam göçtü bu dünyadan. Onun adı Roger Garaudy (ROJE GARODİ) idi.


Allah ona rahmetiyle muamele eylesin. Mekanı cennet olsun.


 


E-Posta ile Yolla
Sayfayı Yazdır
Sosyal Paylaşım
Google
Blogger
Tumbir
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Fatih Aktüel | https://fatihaktuel.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2020 - 2021