Fatih haber,Haber fatih,Fatih Yaşam,Fatih aktuel ,Haber

Fatih Aktüel

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 3453 kez okundu.
Yazının Tarihi :   25 Haziran 2020 - 17:10:42

Ivecçiler Geçmişte de Vardı

Büyüt
Küçült
Ivecçiler Geçmişte de

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına önce İznik Lisesinde, daha sonra da İstanbul Eyüp Sultan, Kabataş Erkek, Beşiktaş kız, Pertevniyal Akşam Liselerinde devam etti. 1997 yılında Davutpaşa Akşam Lisesinden emekli oldu. Şişli Terakki Lisesi ve Özel Beyoğlu İtalyan Lisesinde de(1985-2005) ücretli olarak görev yaptı. Bir TV. Kanalında, “Yarınlara Doğru” adlı sohbet programını hazırladı ve sundu. Fatih Aktüel.com’da haftalık yazım hayatına devam etmekte.

 


OPERASYONCULAR ÜZERİNE


                   SANAL SOHBETİ (3)



         Ivecçiler Geçmişte de Vardı


       Değerli okuyucu, bu yazımız,  Öğrenci- Öğretmen sohbetinin 3. Bölümü. Öğrencimiz Zeki Bey, gerek görsel gerekse yazılı medyada inançlara yönelik yoğun bir algı operasyonu yapıldığından söz etmişti.. Biz de ona şunları yazdık:


   Zekiciğim! Haklısınız, çağımızda, yoğun bir şekilde algı operasyonları yapılıyor medyada.


    Aslında inançlara yönelik bu tür saptırıcı saldırılara sağlıklı ve doğru cevapların verildiği bir merkez bulunmalı; genç nesiller buralara rahatlıkla başvurup tatmin edici cevaplar alabilmelidirler. Meselâ, Diyanet işlerinin uhdesinde, Hadis, Fıkıh, Kelam gibi bilim dallarında uzman olan bilim adamlarıyla birlikte aralarında edebiyatçı, psikolog ve felsefecilerin de bulunduğu bir komisyon tarafından bu saldırılara, algı operasyonlarına ciddi ve bilimsel cevaplar verilmelidir.


   Unutmayalım ki, algı operasyonları, çağımıza özgü bir eylem değildir. O, dün de vardı, yarın da olacaktır.. Herkes görevini yapacaktır...  Evet, bu tür faaliyetler geçmişte de vardı. Kur’an operasyoncuların bu faaliyetini IVEC kavramıyla ifade etmekte ve portrelerini şöyle çizmektedir.


   “ Onlar ki, dünya hayatını biricik sevgi nesnesi olarak seçip onu ahiret [düşüncesine bütünüyle] yeğ tutarlar ve başkalarını Allah’ın yolundan çevirip onu eğri ve dolambaçlı göstermeye çalışırlar. İşte çok derin, onulmaz bir sapıklık içinde olan, böyleleridir. (İbrahim, 14/3)
     Âraf Suresinin 45. Ayetinde de şöyle buyurulur:


Onlar ki, başkalarını Allah’ın yolundan çevirirler ve onu eğri, dolambaçlı göstermeye çalışırlar ve onlar ki ahiret hayatının gerçek olduğunu kabule yanaşmazlar!" 


    Şuayb Peygamber de yüzyıllar önce MEDYEN halkına şöyle seslenmişti:   “Bir de, inanan herkesi tehditler savurarak Allah’ın yolundan döndürmeye çalışmayın. Ve o dosdoğru yolu eğri göstermek için uğraşmayın.(…)  Ve bakın da ibret alın, sonu ne oldu fesat saçanların!” (A’râf,7/86)


 


   Akıl ve Vahiy örtüşür Ama


     Nefis Devreye Girerse


 


        Zekiciğim!  Bazı akıllar vardır, VAHİY ile aydınlanır ve geçen sohbetimizde adından söz ettiğimiz Roger e Garaudy gibi şahsiyetlerde hidayet ile sonuçlanır. Ama, bazı kişilerde de, şan, şöhret ve servet düşkünlüğü bu aydınlanmayı karartır; insana HAKİKATİ bir türlü itiraf ettirmez ve yalan söyletir..


    Bu gerçeği, Allah Resûlü’nün yaşadığı bir olay,  bize çok güzel anlatır.. Rivayete göre bir gün Velid b. Muğire denilen adam, Hz. Peygamber’e gelir ve Rasûlullah (aleyhisselâm) ona Kur’ân okur.  Velid, sükûnetle Kur’ân’ı dinler ve İslâm’a karşı duyduğu KİN ve nefret duyguları yumuşar. İçinde bir sempati oluşmaya başlar.


     Kısa zamanda bu olayı duyan Müşrikler telâşa kapılırlar ve: “ Velid, aramızda zengin ve itibarlı bir adamımızdır. Şayet o, dininden dönerse bütün Kureyş halkı, dinlerinden döner!” derler.  Ve “Bu işi ben hallederim,” diyen Ebu Cehil’i derhal Velid’in yanına gönderirler.


      Hoş beşten sonra sadede gelinir ve Ebu Cehil der ki:


“Amca, hemşehrilerin aralarında senin için mal toplamak istiyorlar.


     Velid:


 “Hayırdır, Niçin mal topluyorlarmış ki? diye sorar


ve sohbet şöyle devam eder:


“Sana vermek için. Çünkü sen Muhammed’e gitmiş ve ondan sus payı sızdırmaya kalkışmışsın.”


  Velid: - “Kureyşliler, içlerindeki en zengin adamın benim olduğumu bilmiyorlar mı ki?


- Biliyorlar bilmesine, ama onlar, yine de kuşku içindeler.


 Bu kuşkuyu yok etmen için Muhammed’in ALEYHİNDE


sözler söylemen gerekir. Böylece hemşehrilerin, onun sözlerini


reddettiğini, ona karşı sempati duymadığını anlasınlar.”


 - “ Ahhh! Ah! Onun için ne diyebilirim ki? Vallahi aranızda benim kadar şiirden anlayanınız yoktur.  Şiirin, recezini, kasidesini, cin kaynaklısını kısacası her türünü benim kadar bileniniz var mıdır ki?


Yemin ederim ki, MUHAMMED’in OKUDUKLARI bunların hiç birine benzemiyor. Yine yemin ederim ki, onun okuduklarında ayrı bir TAT, ayrı bir ÇEKİCİLİK vardır. O, önüne kattığını kırıp geçirir. Onun okudukları üstündür, onların üzerine çıkmak mümkün değildir…”


         Ebu Cehil:


 - Amca! Şunu iyi bil ki, Muhammed hakkında muhalif bir söz söylemedikçe hemşehrilerini memnun edemezsin”


          Bunun üzerine şan ve şöhret düşkünü VELİD, derin bir ahh çekti :


“Öyleyse beni yalnız bırak da, onun için ne söyleyeceğimi düşüneyim” dedi.


MEKKE KODAMANI VELİD bir süre düşündü.. Bu arada nefsi de devreye girdi.. Şan ve şöhret düşkünlüğü onu tahrik etti ve bakınız Velid’e neler söyletti:


“MUHAMMED’İN OKUDUKLARI, başkalarından aktarılmış bir BÜYÜDÜR.


 Görmüyor musunuz, karı ile kocayı, evlât ile babayı, köle ile efendiyi birbirinden ayırıyor”


      İşte böyle diyordu Velid. Onun aklı başka, dili başka şey söylüyordu.


Ama gelin görün ki:


“Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz”(23/17) diye ferman buyuran Yüce Rabbimiz, onun bu çelişkisini, bizlere beyan ediyordu. 


   Evet, Yüce Allah, Müddessir Sûresinde kötü bir prototip olarak onun ruh halini ve tavrını şu ayetlerle şöyle açıklıyordu:


18- Bakınız, [mesajlarımız, hakikati inkâra şartlanmış olan


 birine aktarıldığında, onları nasıl çürüteceğini]düşünür ve (onu) hesaplar,


19- kendini de mahveder böyle hesaplar yaparak:


20- evet, o kendini mahveder böyle hesaplarla!


21- Ve sonra [yeni dayanaklar bulmak için çevresine] bakar,


22- sonra kaşlarını çatarak dik dik süzer,


23- sonunda [mesajlarımıza] sırtını döner ve küstahça böbürlenir,


24- ve: “Bu, [eski zamanlardan] intikal eden büyüleyici bir sözdür!


25- Bu (Kur’an), ölümlü beşer sözünden başka bir şey değildir!” der


     İşte böyledir biz insanoğulları. Tıpkı Velid gibi VAHYİ duyan insanların birçoğu, düşünür taşınır aklı bir şey söyler, kalbi de onu tasdik eder. Lâkin  NEFİS devreye girince dil başka bir şeyler söylerse tehlike çanları işte o zaman çalıyor demektir...


 Rabbimiz, akıllarımızı vahiyle örtüşen,


bu örtüşmeyi dilimiz ve kalbimizle


 onaylayan kullarından eylesin……


    Narkodizasyona Uğramayalım


     II. Cihan harbinde, adına “Kâğıt MERMİ” denilen iletişim araçlarıyla yaygın olarak "psikolojik savaş" uygulanmış ve hummalı bir şekilde kitleler üzerinde algı operasyonları yapılmış. Evet, bu savaşta uçaklarla havadan atılan broşürler, gazete ve dergiler büyük bir önem kazanmış.
   Günümüzde ise kitle iletişim araçlarının bu denli gelişmesiyle bizler yoğun bir bilgi ve haber bombardımanıyla karşı karşıya kalıyoruz.


Sosyologların diliyle “NARKODİZASYONA" sürüklenmekte, yani uyuşturulmaktayız. Onun içindir ki bu çağda çok uyanık olmak, mavera ile göbek bağımızı koparmamak zorundayız. Kurandaki şu uyarıyı hiç unutmamalıyız:


 “SİZ EY inananlar! Yoldan çıkmışın biri size [yalan] bir haber getirirse, muhakemenizi kullanın; yoksa istemeden insanları incitir ve sonra yaptığınızdan pişmanlık duyarsınız.” ( Hucurat, 49/6)


                                                  


         Hepimiz Çağrılıyoruz Ve Döneceğiz


    Zekiciğim, herkes bir yerlere çağrılıyor bu dünyada; Rabbimiz, SELAM EVİNE, algı operasyoncuları da SAPKINLIK EVİNE çağırıyor.


    Bu çağrılara uyarak kimilerimiz selamet evine gidiyor, kimilerimiz de dalalet evine.. Ama unutmayalım ki, dalalet evine gidenler için, selamet evinin kapıları her an açık. Fakat korkarız ki, bu dönüş büyük bir felaket yaşayarak Kızıldeniz’de boğulmak üzere olan Firavun’un dönüşü gibi olmasın.. Korkarız ki, onlara da Firavun’a ulaşan şu ilahi hitap ile hitap edilmesin: "Şimdi mi (inanıyorsun? Oysa bu güne kadar [Bize] hep başkaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın!” (Yunus, 91)


     Evet, evet, kim olursak olalım neticede bir gün mutlaka bir yere dönüş var.. Çünkü öyle buyuruyor Rabbimiz:


 Hepiniz [sonunda] dönüp Bana geleceksiniz; o zaman [hayatta iken] yapmış olduğunuz her şeyi [iyi ve kötü yönleriyle] gözünüzün önüne sereceğim.(Ankebut, 29/8)


  Sonunda hepiniz Bana döneceksiniz ve o zaman [hayatta iken] yapmış olduğunuz her şeyi [gerçek şekliyle] size göstereceğim’". (Lokman31/15)


    Sevgili Zeki, bu  dünya böyle bir dünya işte.. Şeytan ve melek, kâfir ve mümin; müslim ve gayrimüslim; deist ve anti deist; avam ve mütebahhir, mütefekkir.. Çeşit çeşit insan suretleri var. Her birimiz, BÂKİ ÂLEM’in tiyatrosunda teşhir edilmek için kendi senaryomuzu yazıyoruz ve dönüş oraya.


    VELHASIL


   Dilerseniz bu sohbetimizi bir akademisyenin tebliğinde dile getirdiklerini hatırlayarak bitirelim..
     
Yıl, 1996. Bir akademisyen, Balkan Konferansına katılır ve bir tebliğ sunar.
Tebliğinde, Kominist rejimin iflasından sonra, Sovyet topraklarına şu iki kelimenin taht kurduğundan söz eder: DİN ve MAFYA.
   Evet, Rusya’da 140’dan fazla mafyalaşmış örgüt bulunduğunu, bunların 30’unun Uluslararası çalıştığını; uğraşı alanlarının SİLAH, KADIN VE UYUŞTURUCU olduğunu söyler.
   Bu akademisyen, okullarında Ateizmi yıllarca ders olarak okutan Sovyet rejiminin enkazı üzerinde yüzlerce sahte Peygamberin, Mehdi ve İsa Mesihlerin cirit attığını; ne yazık ki, inanca ve hürriyete susamış insanların bu sahtekarların peşine takıldıklarını da ilave eder tebliğine.
 Görülüyor ki, hayatta hiçbir şey boşluk kabul etmiyor.. Fıtri olan İNANMA duygusunu yok etmeye çalışırsanız, onun yerini bir başka şey gelip işgal eder. Gerçek bir din, insan fıtratına uygun olan bir hayat tarzının yol haritasını sunar bizlere… Kaynağa inip o dini iyi öğrenmek, Ivecçilere, şarlatanlara iltifat etmemek, onlarla da işin ehli olan LİYAKATLİ müminlerin gerekli mücadeleyi yapması gerekir


     Bu sanal dünyada değil de gerçek dünyada, SELAM EVİNE dönmek


ve orada buluşmak üzere hoşça kalınız.


  Selam ve muhabbetlerimle.


E-Posta ile Yolla
Sayfayı Yazdır
Sosyal Paylaşım
Google
Blogger
Tumbir
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Fatih Aktüel | https://fatihaktuel.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2019 - 2020