Can Dündar ve Erdem Gül Metin Göktepeyi yazdı
Görev başındayken öldürülen gazeteci Metin Göktepe katledilişinin 20. yılında mezarı başında anıldı. Göktepe ailesi, Metin Göktepenin arkadaşları ve meslektaşları an
Görev başındayken öldürülen gazeteci Metin Göktepe katledilişinin 20. yılında mezarı başında anıldı. Göktepe ailesi, Metin Göktepenin arkadaşları ve meslektaşları anma töreni için Atışalanı Esenler Kemer Mezarlığındaki mezarı başında buluştu.
Metin Göktepe, 8 Ocak 1996 tarihinde, Ümraniye E Tipi Cezaevinde yaşamını yitiren Orhan Özen ile Rıza Boybaşın cenaze törenini izlemek için gittiği Alibeyköyde polisler tarafından gözaltına alınmış ve götürüldüğü Eyüp Kapalı Spor Salonunda dövülerek öldürülmüştü.
CAN DÜNDAR VE ERDEM GÜL GÖKTEPEYİ YAZDI
MİT TIRları haberi sebebiyle Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Sorumlusu Erdem Gül de yazdıkları mektuplarla Metin Göktepeyi andı. CAN DÜNDARIN MEKTUBU Bu yılbaşı gecesini Hıfzı Topuzun Sabahattin Ali kitabını (Başın öne eğilmesin, Remzi Kitabevi, 2006) okuyarak geçirdim. Marko Paşayı çıkardıkları 1946 Aralık ayında 20-30 polis sabahladıkları matbaayı basmış. Polis, Aziz Nesine Soyun demiş. Cebinde ne var ne yoksa almışlar evine götürüp orayı da aramışlar. Ayrılırken eşine, çocuklarına veda etmiş Nesin... Sabahattin Aliye bir not bırakmış: Beni götürüyorlar. Evde hiç param yok. Para gönder.
Sansaryan Handa (Emniyette yani) bir polis Ulan it sen misin o vatanı satacak olan deyip ilk tokatı indirmiş. Sonra da yoruluncaya kadar yumruklamış, tokatlamış, tekmelemiş. Yüzü gözü şişen Nesini yarı baygın halde bir kömürlüğe atıp kilitlemişler. Altı gün aç bırakıp on yedi gün sonra salıvermişler. 1946, Türkiyede demokrasinin başlangıç yılı kabul edilir. Bu da demokrasinin açılış sahnesi olsa gerektir. Aziz Nesinin dayakla kurtulduğu o cendereden Sabahattin Ali sağ çıkamadı. İşkencede yok edildi. Böyle açılan bir demokrasi perdesi, gazetecilerin kanını döke döke bir zulüm piyesine dönüştü. Aziz Nesinlerin, Sabahattin Alilerin uğradığı baskıdan 50 yıl sonra Metin Göktepeyi hedef aldı.
Bugün de Türkiyeyi dünyanın en büyük gazeteci hapishanesine çevirdi. Metin yaşasa bugün eminiz ki ya Silivride bizimle yatıyor ya da sevgili ablası gibi kapıda umut nöbeti tutuyor olurdu. Bu kanlı geleneği bu kuşakta sırtlayan gazeteciler olarak hepimiz Metini saygıyla anıyor, onun ve gazetesinin özgür bir Türkiye idealini yaşatmaya söz veriyoruz.
ERDEM GÜLÜN MEKTUBU: METİNİN HABERİNİ ALDIĞIMIZ AN
Bugün, yılları acıyla bilenlerin Yine mi dediği 90lı yılların tam ortasındaydık. Tam orta yerindeydik 90ların. Metin Göktepenin izlediği bir eylem sonrası gözaltına alınmış olabileceğini haber alan gazetecilerden biriydim. Biz, Ankaralı gazeteciler de kaygılıydık. Çünkü Metinin gözaltına alınışı konusunda polis güvenilir bir tutum içinde değildi. Ankara ve İstanbuldaki gazeteciler birbirimizle konuştuk, kaygılarımızı dile getirdik. Biz konuşurken daha konuşmanın bir adım ötesine geçemeden Metin kendisi haber oldu. Hukukun Hsinin bile ilgisinin olmadığı bir gözaltı. Üstelik de kolay ve zahmetsiz, yaptırım riski bile yok. Niye? Sonuçta sol bir gazetenin muhabiri. Hukuksuzluğun ilk aşamada hesabını soracak, sonraki etaplarda ise davasını sürdürecek güçlü arkası yok. O zaman niye Hsi bile olmayan gözaltıyla yetinsinler ki. Gözaltı keser mi? Gaddara gözaltı yavan gelmez mi? Öyle oldu.
Taammüden mi, anlık bir kararın ürünü mü bilinmez, apaçık bir cinayetle katledildi Metin. Taammüden ya da anlık karar olup olmamasının da bir önemi yok ki. Cinayetin kendisi neye yetmiyor. Neyinize yetmiyordu biz tüm olayın ortasındaki gazetecilerin. Biz.. Konuştuk, ne yapalım diye. Konuşmaktan öteye geçmeyi de konuştuk. Tam konuşmayı geçip bir cinayete verilebilecek cevap noktasına gelinmişti ki ilgi başlayan yargı sürecine yöneldi. Tabii ki Metinin cinayetinde faillerin yargılanmaları, hesap vermeleri çok önemliydi. Tabii ki işleri de aydınlatmak olan gazetecilerin mesailerini yargılamaya yöneltmeleri gerekirdi. Ama işte adalet meselesi 90ların da meselesiydi. Yargı, kendisi miydi değil miydi? Sorusu yine günceldi. Örneğin, polislerin Metin Göktepe adlı bir gazeteciyi öldürmekten yargılandığı bir davayı, yargı Afyon şehrine alabiliyordu.
Nerdeyse bir tek Afyonlunun bile destek vermeye çekindiği bir kentte oraya gelebilen az sayıda gazeteci yargılayan taraf değil yargılanan konumuna düşecekti. Düşünsenize hem öldürülüyor hem de yargılanıyorsunuz. Yargının neticesini tartışmak değil şimdi niyetim. Ben hl o ilk haberi aldığımız andayım. Gaddarcaydı. Suçüstüydü. Buz gibi cinayetti. Biz gazeteciler için daha ne olması gerekiyordu?
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz hemen yayınlanacaktır.
Benzer Haberler
Maas'tan Can Dündar açıklaması
Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, firari gazeteci Can Dündar'ın 27 yıl 6 ay hapis cezasına...
Can Dündar ve Erdem Gül kendilerini böyle savundu
Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül, MİT TIRları...
Can Dündar için kırmızı bülten çıkarıldı
Can Dündar için silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan...
GÜNCEL Haberleri
TümüDürzilere çağrı: Krizin çözümü için çalışalım
Kendini fesheden SDG/YPG'nin yöneticilerinden Mahmud Habib, Suriye hükümeti ile ülkenin...
DASK ta yeni değişiklik
Kamu Denetçiliği Kurumu’nun (KDK) tavsiye kararı üzerine zorunlu deprem sigortasında (DASK) ev...
AİHM, Osman Kavala kararını açıkladı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Gezi Davası hükümlüsü Osman Kavala...
Kırmızı bültenle aranan isimler Türkiye'ye getirildi.
İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan 16 ve ulusal seviyede aranan...
Cem Küçük soruşturmasında 3 yakalama kararı!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen Cem Küçük soruşturması kapsamında, İsmail Çanak,...
Kuriş soruşturmasında 3. dalga
Alihan Kuriş Suç Örgütü’ne yönelik yürütülen 3. dalga operasyon kapsamında 54 şüpheli hakkında...
Netanyahu Hakkında Kırmızı Bülten Talep Edildi!
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud...
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy’un açıklamasıyla...
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, 2026-YKS yükseköğretim programları merkezi yerleştirme...
Yeni kurul resmen faaliyete geçti
Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığındaki kurulun 24 Ağustos’ta yapması planlanan ilk...
Yalova'da Eğitim Uçağı Düştü
Kaza sonrası MSB'den yapılan açıklamada, "Hava Kuvvetlerimize ait bir adet F-16 uçağımız, eğitim...
12. Yargı Paketi Resmi Gazete'de yayımlandı
Yürülüğe giren kanunla birlikte dolandırıcılık suçlarına yönelik cezalarda indirime gidilmesini...
Muğlada yangın tehlike sınırına dayandı
Seydikemer ilçesi Bayır Mahallesi yakınlarında tarım arazisinde başlayan yangın, bölgede...




