Zamanın içinde zamansızlığa götürür bazı yollar, mevsimler, hikayeler, yaşanmışlıklar... Bazı zamanlar sıradanlaşan veya farkına varmadığımız olgular o zamansızlıkta bizi kendine çeker. Bir yol var. O yolun içindeki farkındalıktan bahsetmek istiyorum sizlere...
Bilmediğin bir yerden başka bilinmeyen bir yere yolun düştüğünde arabanın camına yapışır yüzün. Hem yeni bir yol demek yeni bir başlangıç demektir. işte o yollardan birinde bir saptama geldi bilinçdışımdan...
O yolda ilerlerken büyüklü küçüklü yollardan geçtim. Birden kendi köyümü ne kadar özlediğimi ve köyümün girişindeki mezarlıktaki edebi uykusunda olan büyükbabam düştü aklıma. O esnada bir sesle irkildim. \ Dikkat ettin mi köylerin girişinde önce mezarlıklar selamlar seni\ . İşte o an neden mezarlıklar köyün girişlerinde yer alıyor diye sorgulamalar düştü hücre duvarlarıma. Düşüncelerimi köye kadar indirmemin sebebi -ilçeler, beldeleri de katabilirim aslında- şehirlerde belki dışarda olan mezarlıklar zaman içinde şehirleşmenin artmasıyla iç kısımlarda kalmasından dolayıdır.
Canlı capcanlı insanların yanına daha ulaşamadan hatta \ Hoşgeldiniz\ ya da \ Wellcome!\ tabelasını daha görmeden yan yana dizilmiş, her birinin başında beyaz mermerden bir taş bulunan ve o taşın üstündeki iki tarih arasına sığdırılmış koskocaman bir ömür barındıran mezarlar... Şimdiye kadar ulaştığım bütün yollarda önce onlar beni selamladı. Bu dünyada ki tek gerçek mekana sahip tek gerçeklikler... Asıl ev sahipleridir onlar size kapı açıp buyur eden. O yerleşim yerine hayat veren sonrada göçüp giderken girişe yerleşip o hayatı korumaya çalışan birer bekçilerdir.
Yol kenarlarına dizilmiş nice beyaz sütunların selamını aldım her birinin geçmişini düşleyerek... Selamlarına hitaben gönülden Allah\ ın selamı olan Fatiha ile ulaşmaya çalıştım onlara. Geçtiğimiz yollardan asıl ev sahiplerine selam olsun...
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.




