BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Şerif Ali Minaz

Şerif Ali Minaz

09.04.2026 13:15 Şerif Ali Minaz 5
Şerif Ali Minaz

           

                                     

 

                                         SÖZ DERVİŞLERDE     

                 Şeyh Abdullah Ağabey, dinin, sağlam kaynaklardan veya bilge kişilerden öğrenilmesi konusunda kardeşlerini sıkça uyarıyordu. Yine bu haftaki sohbetinde böyle bir uyarıda bulunmuştu.

   Bu uyarı, dervişlerin bazılarında çeşitli tedaîler oluşturmuş olmalı ki, bir derviş söz aldı:

--Üstadım, dedi. Sizin bu anlattıklarınızı teyit eder mahiyette bir hatıramı anlatmak, kardeşlerimle paylaşmak isterim. Müsaade buyurur musunuz?

Şeyh, buyurun dercesine başını salladı ve hafif bir tebessümle dervişi dinlemeye başladı.

        Ulan P…ler.

--Efendim, bendeniz 1980’li yıllarda Ege bölgesinin ilçelerinin birinde Cuma namazı kıldım. O gün, din görevlisi olan hatip, minberde bir hutbe okudu. Hutbenin konusu, geçmişte yaşamış velilerin erdemleri, iyilikleri üzerineydi. Mevlana’dan, Hacı Bektaş Veli’den, Hacı Bayram’dan, Ak Şemsettin’den, Cüneyd-i Bağdadi’den..söz etti hatip. Cemaat, hutbeyi dikkatle dinledi. Hatip tam minberden inerken, bir zat ayağa kalktı ve cemaate karşı başladı nutuk çekmeye:

-- Ulan P…ler, dedi. Görüyor musunuz, ben ne denli Allah dostuymuşum? Buna rağmen siz benim kıymetimi yeterince bilmiyorsunuz….

         Onu tanıyanlar, sanki bu sözler gayet makul ve yerinde sözlermiş gibi hiçbir tepki göstermeden dinlediler bu cümleleri, ama benim gibi tanımayanlar üzerinde büyük bir şaşkınlık uyandırdı bu sözler. Bir ara kendi kendime:“Delinin veya meczup adamın biri galiba,” diye düşündüm. Sonradan öğrendim ki bu adam, o yörede kendini şeyh olarak kabullendirmiş, bazı hayır kurumlarına ve şahıslara yaptığı maddi yardımlarla bir takım zavallı insanları kendisine bendetmiş sapkının biriymiş. Bu kişiliksiz insanlar, bu sapkın ve cahil sözde şeyh efendinin(!)  herzelerini hep böyle dinler dururlarmış.

              Sizin uyarılarınızdan dolayı bu hatıramı anlatmak istedim, dinlediğiniz için size ve cümle kardeşlerime teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum.

       Ha Burası İstanbul’dur Ya Muhammed

    Bu sözlerden ilham alarak dervişlerden biri daha söz aldı. “Abdullah Abi! Müsaade ederseniz ben de bir hatıramı anlatmak isterim,” dedi.

 Abdullah Bey, bu teklifi de onaylarcasına başını salladı, o da başladı anlatmaya:

-Bendeniz de, iki yıl önce kıymetli arkadaşım gibi bir sohbet meclisine katıldım.  Konuşmacı, ne herzeler anlattı bir bilseniz. İki tanesini paylaşmak isterim sizlerle. Vaizin konuşması aynen şöyleydi:

“Aziz Cemaat, Canabı Peygamberimiz Efendimiz, Miracına çıkarken Burak’ına bindi. Yanında ona refakat eden Cebrail Aleyhisselâm vardı. Burak bir şehrin üzerinden geçerken o şehrin üzeri parıl parıl parlıyordu. Her yer ışıl ışıldı. Sordu Yüce Peygamber, yol arkadaşına:

--Burası neresidir ey Cebrail? Aldı cevabını:

-- Burası İstanbul’dur Ya Muhammed!

İşte bu cevap üzerine Allah Resül’ü buyurdular: “Kostantıniyye mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Onun askerleri ne güzel askerlerdir.”

    Sohbet sonrasında herkes dağıldı, bense bu konuşmayı yapan adamı bekledim. Dedim ki ona:

-- Beyefendi, ben okuyan ve araştıran bir insanım. Güvenilir hadis ve tefsir kitaplarını da okurum. Bu bahsettiğiniz hadiseyi bu güne kadar hiçbir kitapta görmedim. Bana bu olayın anlatıldığı kaynağı söyler misiniz?

 Aldığım cevap tüyler ürperticiydi:

-- Kaynak maynak önemli mi kardeşim, gördün, olayı anlatırken insanlar nasıl ağlıyorlardı. İşte önemli olan burasıdır, yani halkı heyecanlandırmak, duygu yüküne boğmaktır, dedi ve yürüdü gitti. Bense orada donup kaldım bir süre. Demek ki, insanları duygulandırmak, galeyana getirmek için bazıları din adına yalan yanlış bir şeyler söyleyebiliyor.

    Bir Gecede Beş yüz Rekât Namaz

     Dinlediğim bir başka konuşma da, Cuma hutbesinden. Hatip, namazın önemini anlatıyor ve örnekler vererek şöyle diyor:

“ Aziz Cemaat! Sizlere, mezhep imamımız olan İmam Âzam’dan bir örnek sunmak isterim. Koca İmam, bir gün caddede yürürken, yanından geçen iki gencin konuşmalarını duyar. Gençlerden biri, eliyle İmam Azam’a işaret ederek diğerine der ki:

--Arkadaş, şu zat var ya; bu adam her gece beş yüz rekat namaz kılarmış.

Bu sözleri duyan Koca İmam, kendi kendine aklından şu düşünceyi geçirir:

-         Ben her gece üç yüz rekât namaz kılıyorum. Oysa bu insanlar, beni beş yüz rekât kılıyor sanıyorlar. Onların bu zannını doğrulamam gerekir.

          Ve bundan sonra her gece beş yüz rekât namaz kılmaya başlar. Üstelik Kur’an’ı baştan sona hatim ederek bu namazı kılar.”

  Kaş Yapayım Derken

Bu anlatımlar, dervişlerin her birinde çeşitli çağrışımlar uyandırmıştı ve söz söyleme kapısı açılmıştı bir kere. Söz almak isteyen bir parmak daha kalktı havaya. Abdullah Bey, yine başını aşağıya doğru eğdi ve güleç yüzüyle söz isteyene tebessüm ederek baktı.  

   Konuşmacı ayağa kalktı. O da yukarıda anlatılanlar doğrultusunda bir hatırasını anlatmaya başladı:

-         Arkadaşlar, dedi. İki sene önce ben de İstanbul’da bir şeyhin sohbetine katıldım. Sohbet konusu Mevlana’nın erdemleri ve faziletleri üzerineydi. Bendeniz unutmamak için dinlediklerimi genellikle akıl defterime not ederim. Şimdi sizlere bu şeyhin(!) konuşmalarından aldığım notların bir kısmını okumak istiyorum:

-         “Kardeşlerim!Peygamber Efendimiz çok az konuşur idi. Çünkü karşısında bedeviler, yani çok kaba ve anlayışsız adamlar var idi. Bunlar, Peygamberimizi çok kızdırıyorlar idi. O kadar çok sinirlendiriyorlardı ki, bazen Peygamberin ağzından salyalar fışkırır idi. Ama bilginlerin bilgini Hz. Mevlana böyle değil idi. O mübarek çok konuşur ve kızmaz idi. Hz. Peygamberimizin bilgilerini insanlara aktarır idi..”

       Bu müteşeyyıh (şeyh bozuntusu) da, insanları aydınlatma adına bir posta oturmuş, konuşuyordu. Ama sözün nereye gittiğinden, ne anlama geldiğinden habersizdi. Mevlana’yı methederken Peygamber Efendimizi mat ettiğinin farkında bile değildi zavallı adam.

          Bu sohbette (!) ne zırvalar dinlemedim ki. Müsaade buyurursanız onlardan bir tane daha anlatmak isterim: “ Bu bedeviler o kadar kaba adamlardı ki, onlardan birisi bir gün Hz. Ali’nin karşısına çıktı ve onu şöyle selamladı:

- Esselâmü aleyküm Ya ayı! Hz. Ali bu selâma şu karşılığı verdi:

- Aleyküm selâm ey Allah’ın Ali’si!

Orada bulunanlar sordular Hz. Ali’ye:

-Ya Ali! Bu adam size ayı diye hitap etti. Nasıl oldu da siz onun selamını makul bir şekilde cevaplandırdınız?

     Hz. Ali Efendimiz cevap verdi:

- Mümin müminin aynasıdır. O bana baktı, kendini gördü; ben ona baktım, kendimi gördüm.

   Bu derviş de, elindeki not defterini kapatıp cebine koyarken, “Bu anlatımları değerli kardeşlerim nasıl değerlendirirler, bu güzelim dini, marjinal de olsa kimlerin, kimlere nasıl anlattığını görünce ne denli üzülürler bilemiyorum. Bizi, dinimizi öğrenirken dikkatli olmamız konusunda uyardığınız için ayrıca size teşekkür ediyorum” dedi.

       Dervişlerin bu anlatımlarına gelecek yazımızda devam etmek üzere  “kalın sağlıcakla diyor saygı ve selamlarımı sunuyorum..

 

NOT: Bir önceki yazımıza yorumlarıyla katkıda bulunan ALTIPARMAK, BİR DOST, SADİ YILMAZ VE FERAHNAZ SULTAN okuyucularımıza ayrıca teşekkür ediyorum

 

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu
Şerif

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...

Tüm Yazılarını Gör