SÖZ YİNE DERVİŞLERDE
Şeyhimiz bu haftaki sohbetine başlamadan önce bir derviş söz istedi. Abdullah Ağabey de, her zamanki mutadı üzere, “buyurun evlâdım,” dercesine tebessüm ederek başını öne eğdi ve sofi de, arkadaşlarını selamlayarak başladı sözlerine:
“Efendim, bendeniz öncelikle zatıâlinize bir kaç soru sormak ve daha sonra da, sapkın bir tarikatın ve şeyhin hikâyesini anlatmak istiyorum.
Sorularıma gelince, şimdi anlatacağım hikâyede “Mesih”ten söz ediliyor.
Mesih nedir veya kimdir?
Mesih bağlamında Armagedon Savaşlarından da bahsediliyor.
Nedir Armagedon Savaşları?
Bir de, İslâm dünyasında bazı Müslümanların “Mehdi” beklentisi var.
Beklenen bu Mehdi nedir veya kimdir?
Mehdi inancının, Hıristiyanlıktaki Mesih inancı ile bir bağlantısı var mıdır?
Mehdi’ye iman etmek, itikadi esaslara dâhil midir? Sorularım bunlardan ibaret efendim.
ABD’DE BİR TARİKAT
Geçmiş yıllarda medyanın gündeminde olan bir konu vardı. Arkadaşlarım hatırlayacaklardır bunu; Branch Davidian tarikatı. Ben, bu tarikattan söz etmek istiyorum.
Vaktiyle Waco adlı bir adam, A.B.D.’de kendini şeyh ilan edip Teksas’ta bir tepeye kilise kuruyor.
1950′li yıllarda mürit toplamaya başlıyor.
1959 yılında, tarikat liderinin karısı: “ Kısa bir zaman sonra İsa Mesih yeniden dünyaya gelecek” diyor. Bunu üzerine bine yakın mürit, elde avuçta ne varsa satıp savıyor ve her biri gelip bu tepeye yerleşiyorlar. Devletten tamamen bağımsız olan ve elektirik dahil tüm ihtiyaçlarını kendileri üreten bu topluluk, hep birden İsa Mesih’in gelişini beklemeye başlıyorlar. Ama beklenen İsa Mesih bir türlü gelmeyince, tarikat yönetimi birkaç el değiştiriyor.
Bu hengâmede, Wayman Dale Adair adlı bir tarikat üyesi :“Ben Mesih’im” diyor. Tarikat lideri Roden, “sen misin bunu söyleyen” diyerek Adair’in kafasını baltayla parçalıyor. Ve Roden, tımarhaneye atılıyor.
Sonra bu tarikatın adı Branch Davidian, liderinin adı da, mahkeme kararıyla David Koresh oluyor. Bu tarikat, zamanla yüzlerce silahı ve patlayıcı maddeleri bulunan bir örgüte dönüşüyor. Müritler, müthiş bir savaşa hazırlanmak için atış talimleri yapmaya başlıyorlar. Çünkü dünyanın sonunu getirecek apokaliptik olaylar ve Armagedon, Amerika\\\\ da kendi grubuna yapılacak saldırıyla başlayacaktı. Artık dünyanın sonu yaklaşıyordu. Bu nedenle yiyecek, silah, mermi ve petrol depolamaya başladılar. David Koresh, yaşadıkları beldenin ismini bile, “Ranch Apocalyps\\\\ \\\\ yani \\\\ \\\\ Felaket çiftliği\\\\ \\\\ olarak değiştirmişti.
Koresh, gruptan istedşği kadınla beraber yaşamasına rağmen müritler için bu çiftlikte hayat pek kolay değildi. Sabah erken saatte kalkıyorlar, gün boyu çalışıyorlardı. Akşamları da David Koresh\\\\ in İncil tefsirini dinliyorlardı. Yiyecekleri çoğu defa mısır gevreği, patlak mısır ve muzdan oluşuyordu. Alkol, sigara, kafein içmek, et yemek, gösterişli ve süslü giyinmek, yaş günü kutlamak, televizyon seyretmek yasaktı.
ATF Ve Tarikat Çatışması
ATF yetkilileri, Lider Koresh’i dışarıda yakalayıp tarikatı çökertmeyi planlıyor. Ancak Koresh, tekkesini bekleyen bir yapıya sahip olduğu için, ATF, Carmel Dağı’na operasyon yapma kararı alıyor. Baskına uğrayacağını haber alan Koresh, silahlı adamlarını derhal mevzilere yerleştiriyor.
28 Şubat 1993′te, ATF; 75 personel, 3 helikopter, bol miktarda silah ve mühimmatla binaların etrafını kuşatıyor. İki taraflı bir çatışma başlıyor. İlk atışı kimin yaptığı hâlâ belli olmayan çatışmada Koresh yara alıyor. Bu sırada tarikat üyeleri de, helikopterlere ateş açıyor ve vurmayı başarıyor.
ATF “Pes!” Diyor
ATF’nin özel kuvvetler timinin gücü, kıyamet gününe inanan bir tarikatla başa çıkmaya yetmeyip, daha ilk gün 4 ajanını kaybediyor. Kuşatmayı başarıyla sonuçlandıramayacağını anlayan ATF, operasyonu FBI’ye devrediyor.
Görevi devralan FBİ, kadın ve çocuklarla birlikte yaklaşık 75 kişiden oluşan Koresh ve müritlerinin etrafını ağır silahlarla, uçak ve helikopterlerle kuşatıyor. Aman ya Rabbi, bu, öyle bir kuşatma ki, sanki bir orduyla savaşıyormuş gibi bir kuşatma.
Düşünün, sadece Koresh’le telefonda pazarlık yapmak için 25 ajan görevlendiriyor. Koresh ise, bir yandan FBI ile pazarlıklara, diğer yandan da gazete ve televizyonlarla röportaja devam ediyor.
Koresh’in binadan kendiliğinden ayrılacağını düşünen FBI, bu röportajlardan birinde, Koresh’in “Tanrı bana: “Binayı terk etme, bekle,” dedi” açıklamasıyla şoke oluyor. Kuşatma süresince, FBI’ın ve uzmanlarının işi oldukça zorlaşıyor. Zira kuşatılanlar, kıyametin yaklaştığına inanan insanlardır. Bu insanların arasında bulunan biri de, Hz. İsa’nın reenkarnasyonu olduğunu iddia eden David Koresh’ti. Zira o, Hz. İsa ile aynı tarihte aynı yaşta ölmüştü. Evet, o, Hz. İsa’nın ikinci kez dünyaya gelmiş hâlidir, yani Mesih’tir.
Koresh’in ‘içerideki bebekleri dövdüğü ve çocuklara cinsel tacizde bulunduğu’ söylentisi üzerine FBI, Clinton ve Reno’dan gereken izni alıyor ve 19 Nisan 1993′te onlarca zırhlı araç ve personel, yüzlerce göz yaşartıcı bomba ile binaya saldırıyor.
Bu saldırılar sırasında, sadece dokuz tarikat üyesi dışarı çıkabiliyor. 25′i çocuk olmak üzere toplam 82 tarikat üyesi hayatını kaybediyor.
Abdullah Abi! Günümüz insanı ve medyamız, maalesef bu tarz akımlara, “tarikat”; liderine de “şeyh” adını veriyor. Oysa bizim tasavvuf kültürümüzde bu kavramların farklı anlam ve amaçları olduğu sizce malumdur. Sizden, özet olarak anlattığım bu olayda geçen Mesih hakkında açıklama yapmanızı ve sözlerimin başında ifade ettiğim sorularımın cevaplarını vermenizi istirham ediyorum.
Saygı ve selâmlarımla.
Söz Şeyhte
Kıymetli Kardeşlerim!
Arkadaşımızın bahsettiği ve adına “Tarikat” dedikleri akımlar, günümüz dünyasında oldukça mebzuldür. Bu sapkın hareketlerin her biri anlatılmak istense, ciltler dolusu kitap oluşur. Ne gariptir ki, insanoğlunun böyle şaşılası halleri vardır. Maalesef, bazıları putunu kendi yapar ve sonra da karşısına geçip kendisi tapar. Allah\\ a şükürler olsun ki, biz Mü\\ minlerin böylesi sapkın tarikat ve şeyhlerle herhengi bir irtibatımız olamaz. Bu bağlamda sizlere Hz. Peygamber (s.a.s) efendimizin bir hadisini hatırlatarak başlamak istiyorum sohbetime:
“Mü’min tıpkı bir bal arısına benzer ki, o (arı) sadece temiz olanı yer, sadece temiz olanı bırakır.” (Ahmed b. Hanbel, cilt: 2, 199)
Mesih ve Armegedon Nedir?
Şimdi gelelim “Mesih Ve Armagedon” kavramlarına.
Şunu hemen belirtelim ki, dünya dinleri arasında en çok mezhebi olan din, Hıristiyanlıktır. Hıristiyanlıktaki Protestan Avangelist inanca göre, Kıyamet yaklaştığında Kudüs yakınlarındaki Magedon denilen yerde, Şeytanın önderliğinde Gog Magog denilen yaratıklar türeyecektir. Bunlar, Armageddon savaşlarını yaparak tüm dünyada karışıklık çıkaracaklardır…”
Sevgili okuyucu! Dilerseniz Şeyh Abdullah Ağabey’in cevaplarına gelecek yazımızda devam edelim. Ve görelim neler söylemiş?
Kalın sağlıcakla.
NOT: Bir önceki yazımızı okuyan ve ayrıca yorum yapan “Bir Molla Kasım, Cengiz Öz, Bir Dost, Takipçi, 9 Köyden Kovulan ve Akit Gazetesi’nin ünlü yazarı Atilla Özdür Beyefendilere teşekkür ediyorum.
Atilla Özdür Ağabeyim, halkların değil; devletlerin ağlamasını bilmediğini ifade ederek, söz konusu yazıya farklı bir yorum getirmişlerdir.
Kocamustafapaşa’mızın mukimi olan deneyimli kalemin bu değerlendirmesini sizlerle tekrar paylaşmaktan ayrıca onur duyacağım:
“Ağlamayan \\\\ onlar\\\\ , ikiye ayrılır; halklar ve devletler... Halkları bize benzer, duyuları, ihtirasları, dostluk ve düşmanlıkları beşer olduklarından bizim gibidir. Devletleri, ağlamaz, ammaa ağlatırlar. İsrail ağlamaz ağlatır, Sırbıstan da ha keza. Dostumuz ve müttefikimiz Amerika da aynen diğerleri gibi ağlamaz, ağlatır. Bizim devlet de, başı örtülüleri az mı ağlattı. Devletler de bir yerde birbirlerinin kopyasıdır….”
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Şerif Ali Minaz
Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...
Tüm Yazılarını Gör



