MÜRİDİN SORULARI
Sevgili okuyucu! Önceki yazımızda bir müridin bazı sorularından ve anlattığı bir rüyadan söz etmiştik. Mürit, özetle şunları sormuştu kendi şeyhine:
Bilgi kaynaklarımız neler olmalıdır?
Rüya gerçeği nedir?
Rüyalar bizi hakikate götürür mü?
Rüyaların Kur’an’da yeri var mıdır?
Akıl ve rüya birbiriyle çatışırsa ne yapmalıyız?
İstihare ve istişare nedir?
İstişarî bir kararı rüyalar bozar mı?
ŞEYHİN CEVABI
Şeyh Abdullah Abi, bu soruları soran dervişe teşekkür ederek sohbetine şöyle başlamıştı:
RÜYALARIMIZ
Kardeşlerim!
Anlaşılan bu günkü sohbetimizin konusu sufi kardeşimizin soruları üzerinden devam edecek. Öyle ise öncelikle rüyanın tanımından başlayalım konuşmamıza.
Tanımlar
Rüya nedir? Rüyalarımız bizi gerçeğe götürür mü?
Kokain bağımlısı Freud’a göre rüya, tatmin edilemeyen arzu ve isteklerin sanal da olsa uykuda tatmin edilmesi olayıdır.
Jung’a göre ise rüyalar, bilinç dışı bağımsız bir gelişim sürecinin sonucudur. Bazı kaygıları, geleceğe yönelik bazı arzuları dile getirebildiği gibi, kişinin içinde bulunduğu durumu da ortaya çıkarabilir.
Bazıları da rüyayı; “hayatımızda bitmemiş ve kapanmamış süreçleri noktalayabilmemiz için bize bizden gelen mesajlardır,” diye tanımlarlar.
Bu tanımlardan sonra, bir parantez açarak önemli bir hususu hatırlatmak isterim. Ülkemiz eğitim sisteminde hakikate, iyiye ve güzele ulaşmanın gayreti ve kaygısı pek görülmese de, felsefe tarihi, hakikate ulaşmanın yol ve yöntemlerini gösteren “İZM”lerle doludur: Rasyonalim, Septisizm, Rölativizm, Pozitivizm, Entüisyonizm gibi kavramlar hep bu izm’lerdendir.
Bizim İslam kültürümüzde de hakikate ulaşmanın, gerçeği görmenin ve bulmanın belli kaynakları vardır. Rüyalar da bunlardan biridir, ama son sıralarda yer alır. Meselâ; bunlardan birincisi, vahiydir. İkincisi, akıl ve mantıktır. Üçüncüsü, deney ve gözlemlerdir. Dördüncüsü de rüyalarımızdır.
Rüyalar bazen bizlere ışık tutabilir, ilham kaynağı olabilir, ama hiçbir zaman sağlıklı bir aklın verdiği kararın, istişare ile varılan bir sonucun önüne geçemez rüyalar. Hele vahyi bilgilerin önünde asla yer alamazlar.
BAZI HATIRLATMALAR
Bu tespitten sonra derim ki, rüya konusunda ruh bilimciler çokça yazıp çizmişlerdir. Ben, bunları sizlere aktarmayacağım, ama özet halinde bazı hatırlatmalarda bulunacağım.
- Yüce Kur’an’ımızda, Saffat suresinde Hz. İbrahim’in rüyasından, Yusuf suresinde Hz. Yusuf’un rüyalarından söz edilir. Babası Hz. Yusuf’a şöyle demişti: “ Rabbin seni seçip, rüyaları yorumlamayı öğretecek.” (12/6)
Evet, şeytani ve rahmani diye ikiye ayırdığımız rüyalar anlamsız değillerdir. Yaşadıklarımızın ve düşündüklerimizin, uyku halindeyken beynimizde dolaşmasıdır veya belki de yapmamız gerekli hayırlı işlerimize bir işrettir.
- Kaybettiğiniz bir şeyin rüyada görülmesi ve bu rüyanın gerçek olması, aslında beynimizin belleğinde var olan, ama unutulmuş olanın uykuda iken yeniden hatırlanıp rüyaya dönüşmesidir.
- Rüyalarımızdaki kâbusları önemsemeyiniz, ama sıkça oluyorsa, uyku felci adı verilen ve halk arasında “karabasan” dediğimiz olayla sıkça karşılaşılıyorsa bir hekime başvurmayı da ihmal etmeyiniz. Biliniz ki, kâbusların tetikçileri, kendi kendimize kurduğumuz kaygılar ve endişelerdir.
- Rüyaları hatırlamamak veya kısa sürede unutmak bir hastalık belirtisi değildir. Unutmak istemediğiniz rüyaları sabah kalkınca not alırsanız iyi olur.
- Tekrar bir konuyu daha hatırlatayım: Hiçbir zaman İstişare ile varılan bir karar, istihare yoluyla varılan bir kararla bozulamaz. Kardeşinizin yukarıda anlattığı “Şeyh Efendi’nin rüyası” ne gariptir ki, istişare ile alınan bir kararı bozmuştur.
- Rüyalarınızla ilgilenin, ama fazla da takılıp kalmayınız onlara. Çünkü onlar kesin bir kanıt değildir. Dolayısıyla bağlayıcı da değillerdir.
- Rüyalarınızı güvendiğiniz, temiz ve ehil olan insanlara yorumlatınız. Hz. Yusuf bile Rüyasını babasına anlatmış ve yorumlatmıştır.
- Bilir misiniz, rüyalar, havada uçuşan kuşlar gibidir; onları tek bir yoruma bağlamak, kuşu kafese hapsetmek demektir. Bir rüyayı sizin hiç hoşunuza gitmeyecek bir şekilde yorumlamak mümkün olduğu gibi, gayet güzel bir şekilde yorumlamak da mümkündür.
- İnsanları tam anlamıyla tanımadan yapılan yorumlar çoğu zaman yarar yerine zarar getirebilir. Dolayısıyla sizi iyice tanımayanlara rüyalarınızı yorumlatmayınız.
Bu konuda sizinle tarihi bir anekdotu paylaşmak isterim.
PADİŞAHIN RÜYASI
Devrin Padişahı, Nemçe Kıralı ile güreşe tutuştuğunu ve ne yazık ki, sırtının yere geldiğini görür rüyasında. İki seksen uzanıp kalmıştır yerde koskoca Sultan. Dehşetler içinde uyanır uykusundan.
Çağırır rüya yorumcularını, ama yapılan yorumlar hiç de hayra alamet değildir. İç açıcı olmadığı gibi, endişe vericidir de.
Sonunda bir de Aziz Mahmut Hüdayi’e bir mektup yazar Koca Sultan. Anlatır tüm detaylarıyla rüyasını ve dahi ister bir de onun yorumunu.
Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri, ulaktan alır mektubu. Titiz bir şekilde okur ve yazar hemen yorumu. Teslim eder postacıya. Üstad ve büyük gönül adamı, yorumunda şöyle demektedir:
“ Hünkârım! Sırt, bizler için çok önemlidir. Çünkü bu bölgemiz metindir, çok güçlüdür. En ağır yükleri bile yüklediğimizde o taşır.
Yere gelince; o da, sağlam bir zemindir. Bizler için, en emin, en güvenilir cemadattandır (maddelerdendir) o.
Rüyanızda bu iki metin ve güçlü uzvun birleşmesi, gelecekte hayırların birleşmesine vesile olacaktır inşallah.”
VELHASIL
Kardeşlerim!
Görüyorsunuz değil mi? Aynı rüya, kimler tarafından kaç türlü yorumlanmıştır.
Rüyalarınıza takılıp kalmamanız dileklerimle, rahmani rüyalar göresiniz isterim.
Kâbuslardan uzak rüyalarınızla birlikte gerçek hayatınız da “dosdoğru bir yolda” seyretsin dilerim.
Sağlık ve esenlik içinde hidayetimiz daim olsun inşallah.
Sizleri selamların en güzeliyle selamlıyor, kalın sağlıcakla diyorum.
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Şerif Ali Minaz
Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...
Tüm Yazılarını Gör



