BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Şerif Ali Minaz

Şerif Ali Minaz

09.04.2026 13:15 Şerif Ali Minaz 4
Şerif Ali Minaz

 

        SİTEMİZDEKİ BİR HABER ÜZERİNE

      Güzel Kardeşlerim!

       Sitemizde 08. 12. 2011 tarihli bir magazin haber vardı. Bu haber, bir sanatçımızın canlı yayında sunucu bayanın karşısında ağladığından ve yalnızlığından şikâyet ettiğinden söz ediyordu. Bizler gerçekten yalnız mıyız bu dünyada acaba?

      Mevlâna’nın benzetmesiyle, bizler bu dünyada, kamışlıktan koparılmış birer neyden farksızız. Tıpkı bir ney gibi, zaman zaman inliyor, feryat ediyoruz. Ama unutmayalım ki, hiçbir zaman yalnız değiliz. Feryadımız, can sıkıntımız öz yurdumuzdan kopuşumuzdandır. Bu kopuşumuzun manasını ve maksadını anlayamazsak, gün akşam olmasına rağmen hâlâ bir dost bulamazsak yalnızlık deryalarında boğulur gideriz.

    Çağımızın Hastalığı

    Yalnızlıktan söz açmışken sizlere çağımızın bir hastalığından da bahsetmek isterim: İnsanın kendine yabancılaşması veya “Yalnızlık Sendromu. Bu hastalığın bir adı da, “Kaliforniya Sendromu.” Bu derde düçar olmaktan Rabbimize sığınalım. Uzmanlara göre bu derdin üç ana belirtisi var: Yalnızlık duygusu, hedonizm yani zevke düşkünlük, benmerkezcilik... Bu belirtilerin sonucunda da insanı müthiş bir mutsuzluk kuşatıyor.

     Şimdi kısa bir hayal dünyasına dalalım: Hayatı sırf eğlence ve zevklerden ibaret zanneden, her türlü işret âleminin içinde bulunan, üretmeyen, ama sadece tüketen bir toplum düşünelim. Mutsuzluğunu atabilmek, gece ve gündüz zevklerini tatmin etmek için didinen, ama bir kısır döngü içinde, zevke daldıkça bunalımları ve yalnızlıkları artan bir toplum hayal edelim. Kimsenin kimseye güven duygusunun kalmadığı, en yakın dostlardan bile kuşkulanıldığı bir toplum. Hayatını şifrelerle doldurmuş bireylerden oluşan bir toplum; bankada şifre, bilgi sayar başında şifre… Her yerde şifre.

      Böylesi bir toplumda bencillik o denli artmıştır ki, bireyleri adeta narsizm hastalığı da kuşatmış durumdadır. Bu toplumda diğergamlık duygusu yitirilmiş, para ve dünya varlığı putlaşmış, garip - guraba, fakir - fukara unutulmuştur. Kalpler ve gönüller öfke ve nefret deposu haline gelmiştir.

 Ve milyonların arasında yaşayan insanların her biri kendini bu toplumda yapayalnız hissetmektedir. Dünyayı saran böyle bir hastalıktan söz ediyor psikologlarımız. Böylesi bir manzarayı gördüğü için herhalde bir Batılı, Amerika için şu değerlendirmeyi yapıyor:

Amerikan medeniyeti, belki de Batı dünyasını yutacak barbarlığın son sembolüdür.”

            Ne yazıktır ki, cennet vatanımızın büyük kentlerinde de bu hastalık bir ur gibi yavaş yavaş kendini göstermektedir. Hele paranın bol olduğu, varsılların yoğunlukta bulunduğu lüks ve ezansız semtlerde bu hastalık daha bir göze çarpmaktadır.  Nevzat Tarhan Hoca, özellikle1990 sonrası neslinin, para, cinsellik ve uyuşturucu ile erken tanıştığını, yeterli zihin ve ruh gelişimi tamamlanmadan, ergenliği erken bitirdiklerini ifade eder. Evet, ne yazık ki, bu nesil yeterince olgunlaşamamıştır.

     Yalnızlık Sendromu, depresyonun, çeşitli ruhsal hastalıkların da davetçisidir. Sanayi çağının robotlaştırdığı, yalnızlık deryasına attığı insanı, bu badireden kurtarmak için birçok kurum şimdi çareler aramaktadır.

  Herhangi bir polemiğe meydan vermemek için bir hususa açıklık getirelim. Yukarıda sözünü ettiğimiz sanatçı kardeşimiz, bu söylediklerimizin muhatabı değildir. Onunla ilgili sitemizdeki haber, sadece bu konuya dikkatimizin çekilmesine vesile olmuştur.

     Dünün Ve Bu Günün Türkiye’si

Güzel kardeşlerim!

Dün, ülke nüfusunun % 70’i kırsal kesimde yani köylerde oturuyordu. Bugün ise 70 küsur milyonun %70’i şehirlerde oturuyor. Dün, anne baba, kardeş, amca, dayı, hala teyze (…) bir arada köyde yaşayan insanlar, bu gün kent hayatı yaşıyor. Bu insan yorucu ve uzun bir mesai sonucu evine geliyor, ama kendini yalnız hissediyor. Bu insan, sudan çıkmış balık gibidir, çırpınıp durmaktadır. Çünkü o, dünkü sosyal çevreden yoksun yaşıyor bugün. Eğer, üreten, çalışıp didinen bu insan kendisiyle, çevresiyle ve Rabbiyle barışık değilse yalnızlık sendromunun potansiyel bir müşterisi demektir. Eğer bu insan manevi yönden yeterince kendini donatmamış veya donatılmamışsa “Kaliforniya Sendromu,” taa Amerika’dan gelip bir engerek yılanı gibi bu kişinin karşısına dikilmiş, boynuna dolanmak için bekliyor demektir.

       Biz Yalnız Değiliz

    Evet, biz yalnız değiliz. Çevremizde bizim cinsimizden hiçbir dostumuz olmasa dahi, biz yalnız değiliz. Dün, güzelliğimize, paramıza, makamımıza, şan ve şöhretimize bakarak yanımızdan hiç ayrılmayan, iltifatlar yağdıran dostlarımız, bugün çevremizden çekip gitseler dahi, biz yine yalnız değiliz. Çünkü biz “Samet” olan bir Allah’a iman ediyoruz. Gerçek dostumuz O’dur bizim. Sûretimize değil; sîretimize bakan dost. Tacımıza ve tahtımıza değil; niyetlerimize nazar eden dost. Mevlâ’mız O’dur bizim. Unutmayalım ki, O’nun dışında gördüğümüz, güvendiğimiz her varlık, her güç O’na muhtaçtır.

   O Dost bize şöyle sesleniyor: “ Nerede olursanız olunuz Ben sizinle beraberim.” (57/4)

    O Mevlâ bize diyor ki: “Nerede olursanız olunuz ben size uzak değilim. Şah damarınızdan daha yakınım.” (50/16)

O Dost sevilmeye de şart koşuyor: “Gerçekten beni seviyorsanız, Peygamberim (Muhammed’e) uyun ki, ben de sizi seveyim.” (3/31)

  “Kuşkusuz ben âdil olanları severim” (5/42)

“Kuşkusuz ben, Muhsinleri (iyilik yapanları) severim.” (5/93)

  O Dost diyor ki: “ Ben, inananların dostuyum, onları karanlıktan aydınlığa çıkarırım.

İnkârcıların dostları da tâğût- şeytan- tur. (O da ), onları aydınlıktan karanlığa sürükler.( 2 / 257)

 Ayrıca O Dost bizi uyarıyor: “Kalbini bizi anmaktan alıkoyup nefsinin arzusuna uyan ve işi hep aşırılık olan (şımarık)  kişilere uyma.” (18/ 28)

Ve O Dost bize çek de veriyor:“İyi biliniz ki Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.(…) (10 / 62)     

     Değerli okuyucu, dilerseniz şeyhin sohbetinin devamını önümüzdeki hafta birlikte okuyalım. Selam ve saygılarımla…

 

NOT:  Bir önceki yazımıza katkılarından ve değerlendirmelerinden dolayı, Molla Kasım’a, Yorumcuya, Yavuz Körükçüye, Gürkan Bozkurt’a ve Atilla Özdür Beyefendi’ye sonsuz teşekkürler. Atilla Ağabeyimin dediği gibi, rüyalarımızın rahmani olması, karşımıza "kafa karıştıran, huzur bozan" rüya yorumcularının çıkmaması dilek ve temennilerimle.

 

 

 

 

 

 

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu
Şerif

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...

Tüm Yazılarını Gör