BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Şerif Ali Minaz

Şerif Ali Minaz

09.04.2026 13:15 Şerif Ali Minaz 5
Şerif Ali Minaz

                               BAY YÜZDE (X)’İN MERDİVEN VE SİNAGOG’U

        Pera’dan Paraya Kısa Bir Gezi

        Geçen gün (21.3.2012) değerli dostum; hâlde hâldaşım, sinde sindaşım ve muhabbet arkadaşım Ahmet Bey’le Taksim meydanında buluştuk. Başladık İstiklâl caddesini arşınlamaya. Ağa Camiinde verilen kısa bir moladan sonra, yola tekrar revan olduk. Sağlı sollu mağazaları, elçilik binalarını seyrede seyrede Galata Mevlevihane’sine ulaştık. Oradan Karaköy istikametine doğru yokuş aşağı inişe başladık.  Galata Kulesi’ni dışından temaşa ettikten sonra, dar sokakların sağında ve solunda inşa edilmiş barok tarzı yüksek binaların arasından Bankalar caddesine indik; hem de, şaheser bir merdivenin basamaklarını adımlayarak indik. Ve böylece bazılarının “Pera” adı verdikleri bölgeyi kısmen dolaşmış olduk.

         Bay Kamondo Ve Merdiveni

         Evet, basamaklarından yavaş yavaş indiğimiz bu merdiven, bugüne kadar gördüğüm merdivenlerden çok farklı bir merdivendi. Orta yerinde, adının yazıldığı kısa bir kitabesi de vardı; kitabede  “Kamondo Merdiveni” yazıyordu. İsim dikkatimi çekti. Kimdi veya neydi Kamondo? “Bay Yüzde Beş ve Bay yüzde Dokuz” başlıklı yazılarımızdan sonra bu soruları da cevaplamak ve paylaşmak istedik sizlerle.

       Kamondo Merdivenleri 1850 veya 1860’lı yıllarda yapılmış. Helezonik ve oldukça estetik görünen bu yapı, sanat yönüyle “Geç Barok” özelliklerini taşıyor. Bankalar Caddesindeki İstanbul Merkez Bankası’nın bulunduğu görkemli binanın tam karşısında tüm estetik görüntüsüyle karşınıza çıkıyor bu merdiven. Galata Kulesine doğru giden o dik sokağı size kolayca tırmandırıyor.

      Burada şunu da ifade etmek isterim. 21 Mart’ın gün batımında, Pera’nın herhangi bir noktasından, Süleymaniye’yi, Fatih ve Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan camilerini seyrettiğimizde göreceğimiz harika manzara şudur: Üsküdar Camilerinin minareleri arasından doğmakta olan Ay’ın ve Edirnekapı Mihrimah Sultan’ın tek minaresinin ardından batmakta olan Güneş’in oluşturduğu armonik manzaranın bizi bambaşka bir dünyaya götürdüğünü hissederiz. Tabi ki, bahsettiğimiz merdivenler, bu sanat harikalarının ve oluşturdukları manzaranın karşısında “Cim’in karnındaki bir nokta” bile değildir. Bu son tespitimi Ahmet Bey’e anlattığımda, o da: “Sonucun böyle olması, biraz da, PERA’dan PARA ya yani Bankalar caddesine inmekten kaynaklanıyor sanırım,” dedi.

           Avram Kamondo, çocukların okula giderken dik yokuşu kolayca tırmanmaları veya malikânesinin değerini artırmak amacıyla yaptırmış bu merdivenleri.

           Kamondo, Portekiz veya İspanyol kökenli bir Musevi aileden geliyormuş. Çeşitli Avrupa ülkelerinde ikamet ettikten sonra, 18.yüzyılda İstanbul’a gelmişler. Aslında Osmanlı arşivlerine ailenin kaydı 1780li yıllarda geçmiş. İstanbul’da bulunan yabancı bankerlerin en irilerindenmiş Kamondo. Yakın tarihimizde bizim kodamanlarımız nasıl ki yüksek faizlerle devlete kredi veriyor idiyseler, herhalde o da, Osmanlı Maliyesine yüksek faizli borç para veriyordu. Bunun yüzdesini bilmediğimiz için ona “Bay Yüzde X” adını verdik.

         Malumdur ki, Musevi vatandaşlarımız, 500 küsur sene önce İspanyol zulmünden kaçarak Osmanlı himayesine sığınmışlardı. Dış İşleri Bakanlığının verilerine göre, bu gün ülkemizde sayıları 25 bini bulan Musevi yaşamaktadır. Ve bunların 22 bini İstanbul’u mesken edinmiştir. İşte Bay Kamondo da bunlardan biridir.

      Kamondo ailesinin 1870’te İstanbul Yeniköy’de bir yazlığı ve dahi bir sinagogu olmuş. İstanbul’daki 19 sinagogdan biri olan bu sinagog, 1950 yılında Yeniköy “Tiferet İsrael Sinegog”u namıyla kamuya da açık hale getirilmiş.

       Bu sinagogda, başlangıçta ibadet ve birtakım dini ritüeller için 10 cemaat bile bulunmazken, 2000 yılından sonra cemaatin kalabalığından dolayı mekân dar gelmeye başlamış. Cemaatin artışında en önemli etken, gabayların çok çalışması olmuş.

       Sinagog görevlisi Gabaylar, oldukça kültürlü, verici, fedakâr ve gayretli insanlar arasından seçilirmiş. Gabaylar, güleç yüzlü, sakin, yapıcı ve oldukça doğal görünen, yol gösterici, bilgilendirici insanlarmış. Sinagoga gelen insanları güler yüzle karşılayıp ağırlar ve sonra da onları sevgiyle uğurlarlarmış.  

       Sinagoga periyodik olarak gelip, cemaatin özel ve ruhsal sorunlarına çözüm bulmaya çalışan psikologlar da varmış.

            Bizim Kamondolarımız Ve Görevlilerimiz

            Bu geziden sonra aklıma takılan soruları sizlerle paylaşmak istiyorum. Şöyle ki:

      Okuduklarımıza göre, bir zamanlar, birçok Gayri Müslim vatandaşımız, Pera’dan Süleymaniye’yi seyreder ve Haliç’in öbür yakasından gelen ezan seslerini zevkle dinlerlermiş. Şimdi kaç Müslim vatandaş bu manzarayı seyrediyor ve ezanları dinliyordur acep?

         Bay Kamondo, ailesi ve çocukların okula rahatça gidip gelmeleri için merdivenler yaptırırken, bizim Kamondolarımız nelerle meşguldür acep? Bizim Kamondolarımızın, İ.H. Liselerinden duydukları rahatsızlığın sebebi nedir?

         Bay Kamondo, ibadet etmeleri için yaşlı ve gençlere sinagog imkânı sunarken, bizim Kamondolarımız, M.E. Bakanlığı’nın ve Diyanet’in, gençlere Umre ziyareti yaptırmasından niçin rahatsız olurlar acep? Gazetelerde namaz kılan okul öğrencilerinin haberlerini okuyan bazılarımız niçin hop oturup hop kalkarlar?

         Bay Kamondo ve dindaşlarının ibadethanelerinde çok çok kaliteli gabaylar görev alırken, bizler de aynı kırat ve kalitede din görevlisi yetiştirmek için çaba gösteriyoruz diyebilir miyiz? Yıllar önce okuduğum ve şahsına değil; hizmet anlayışına gıpta ettiğim V. Hügo’nun “Sefiller’indeki papaz çapında vakıf (kendini hizmetine adamış) ve dahi vâkıf (çaplı) görevlileri yetiştirebiliyor muyuz? Bu vasıflı görevlilerin sayıları ne kadardır? Mehmet Niyazi Beyefendi’nin “Varolmak Kavgası” adlı romandaki din görevlisinin sayılarını arttırmak için ne kadar gayret gösteriyoruz? Yeterince imkânları olan Diyanet İşleri’mizin vasıflı din görevlisi yetiştirme konusundaki çalışma ve gayretleri hangi noktalardadır? Merak ediyorum doğrusu.

      Bizim cami görevlilerimiz de, cemaat sayısının artması için olanca gücünü harcıyor mu, çaplı, vasıflı ve donanımlı bir din hizmetlisi olabilmek için hummalı bir gayretin içinde midirler? Yoksa kapısında “İmam Odası” yazan hücrelere mi mahkûm etmişlerdir kendi kendilerini? Ya da, bir zamanlar olduğu gibi, kürsü ve minberden cemaate dil kebabı yedirmeye; (fırça atmaya) devam ediyorlar mıdır(!?)

Sorularımıza olumlu cevaplar verebileceğimiz günlerin gelmesi dileklerimle selâm ve saygılarımı sunuyorum..

 

 

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu
Şerif

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...

Tüm Yazılarını Gör