BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Şerif Ali Minaz

Şerif Ali Minaz

09.04.2026 13:15 Şerif Ali Minaz 4
Şerif Ali Minaz

                                             BİR ŞEYH ARIYORUM

 

   Bir şeyh arıyorum; tevhid akidesini kabullenmiş 21.yüzyılın bir Müslüman’ı olarak, “ağabey” diyebileceğim bir şeyh.

      Aradığım bu şeyh, dedem Fatih’in meftun olduğu şeyhlerin benzeri olsun diyorum. Bir Akşemseddin’i, bir Molla Gürani’yi, bir Hacı Bayram Veli’yi… andırsın istiyorum.

      Benim şeyhim, “Men bende-i Kur’an’em” yani “ben Kur’an’ın bendesiyim”, desin ve sonra da, Peygamber (s.a.s)’i kendisine rehber edinmiş olsun.

      Bir şeyh arıyorum. Bu şeyh, basiretli, öngörülü olsun; tiranların önünde diz çökmesin, gizli mahfillerin piyonu olmasın, bilerek veya bilmeyerek sömürgeci güçler tarafından kullanılmasın. Şeyh Lawrance’lerden, Şeyh İbrahim( J.Ludwig Burghard)lerden de olmasın.  Bunlar uyanık ve fettan olan şeyhlerdi. Bir de aptalları vardı. Onlardan, yani kılıççı, kalkancı ekibinden hiç olmasın. Adı Müslim (Rabbine teslim olmuş) olabilir, ama Müslüm olmasın

      Bir şeyh arıyorum; “allame” ya da “mütebahhir” bir zat olsun. Din ilimleriyle mücehhez olsun. Her birinde mütehassıs olmasa da, Hadis, Tefsir, Fıkıh, Kelâm, Siyer ve Tarih… Bilimlerinden haberdar olsun. Bu konularda söz sahibi değilse bile, sağında ve solunda sürekli bilgi alabileceği danişmentleri bulunsun.

    Bir şeyh istiyorum; asla ve asla din baronu suretine bürünmesin. Narsizm gibi psikolojik arızaları bulunmasın; bana, el ve etek öptürmesin. Beni kapıkulu gibi görmesin.

Bakışlarıyla içimi aydınlatsın,

Nazarlarıyla gönlüme sürur dolsun,

Sohbetiyle kalbim mutmain olsun.

 Evlatlarıyla eşdeğer görsün beni.

Sevgiyle, merhametle, saygıyla kuşatsın kendisini sevenleri.

    Benim şeyhim şöyle desin: “Bana benzeyebilir, yolumu izleyebilirsiniz, ama benim bir kul olduğumu unutmayınız. Hedefiniz bana yetişmek değil; beni aşmak olsun.”  Her daim böyle desin müritlerine.

    Benim şeyhim, güzel sözlü, nur yüzlü, olsun. Fıtrat Kitabımız : “ Onların yüzlerinde secde izinden nişanları vardır,” (48/ 29) diye buyuruyor ya. İşte benim şeyhim de öyle olsun; siretinin güzelliği suretine yansısın.

   Bir şeyh arıyorum; hasbilik onun temel ilkesi olsun; kesbilik (dünyevileşme) ise yanına asla uğramasın. Benim peygamberim de, şerefli, ama bir o kadar da çileli görevini ifa ederken: “Hizmetimin karşılığında sizden bir ücret talep etmiyorum,”  (42/23) dememiş miydi?

    Diğerkâm bir şeyh istiyorum, hiçbir zaman müritlerinin sırtında tufeyli görünümü vermesin. Bir civcivin hayat bulması için yumurta nasıl paramparça oluyorsa o da öyle olsun.

 O, müritlerine “DERVİŞ” kelimesini izah ederken nasıl ki: “Dünyaya, riyaya, vefasızlığa, şan, şöhret ve şehvete” meyletmeyin diyorsa, kendisi de asla kalbinde bunları barındırmasın istiyorum.

   Dervişler aşsız, işsiz ve eşiz dolaşırken onun birkaç eşi olmasın, bir eli yağda bir eli balda bulunmasın. Benim şeyhim, kıtlık yıllarında midelerinin açlığını bastırmak için bellerinden birer taş çıkaran ashaba karşılık, kuşağının altından iki taş çıkartan Peygamber (s.a.s) gibi davransın.

     Bu taleplerimi yaşça benden büyük olan birine ilettim. Azarlar gibi cevap verdi bana: “Senin yasalardan haberin yok mu? Tekke ve zaviyelerin, şeyhlerin ve dervişlerin lağvedildiğini bilmiyor musun? Laik bir ülkede şeyh arayışı da nedir ki..?” diye ard arda sorular sordu.

 Sustum, cevap verebilirdim ama vermedim. Sükut etmeyi tercih ettim.

     Bir başkalarına sordum:

  “Var mıdır bu kıratta şeyhler yaşadığımız dünyada, bu yüzyılda?”

   Dediler ki:

 “ Heyhat, böylesini biraz zor bulursun. Sen “İnsan-ı Kamil” arıyorsun. Oysa şimdikiler çağdaştır ve beşerdir. Beşer ise her daim şaşabilir. Senin aradığın güzel insanlar, beyaz atlara binip gittiler “Dar-ı Beka’ya.”

   Ben de dedim ki:

 “Mademki yaşıyoruz. O halde nesli tükenmemiştir o güzel insanların.

 Dün var olanlar, bugün niçin yok olsunlar ki? Kelaynak kuşları mıdır bunlar?

Vardır elbet bu dünyada kalanları. Beyaz atları da yanlarında hazır bekliyordur.

 Hem onların nesli tükense de, ne gamdır?

  Bir başkaları da dediler ki:

 “ Sakın böyle söyleme. Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır.”

    Cevap verdim:

 “Bu sözün belki doğru bir yönü vardır, ama benim rehberim ve kılavuzum yok mudur? Kur’an ve Cenabı Peygamber ne güne duruyor? Benim Kitabım, daha ikinci suresinde şöyle tanıtmıyor mu kendisini bizlere: “Bu Kur’an, korunanlar için yol gösteren bir kitaptır…”  

Sakarya Türküsü’nün Koca Şair’i de şu mısralarıyla hepimizin malumu olan bir kılavuza işaret etmemiş midir?

     Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
     Sen kıvrıl, ben gideyim, son Peygamber kılavuz!
    Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya….

         Selâm ve saygılarımla, hoşça kalınız.

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu
Şerif

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...

Tüm Yazılarını Gör