BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Şerif Ali Minaz

Şerif Ali Minaz

09.04.2026 13:15 Şerif Ali Minaz 5
Şerif Ali Minaz
Lâle ve gül, iki ayrı çiçektir. Şairlerin, yazarların, ediplerin en çok sözünü ettikleri iki çiçek. Binlerce çiçek arasından çıkıp kendilerinden bahsettiren bu iki çiçekte ne vardır ki hep kendilerini gündemde tutmuşlardır. Mimari eserlerimizde, minyatürlerimizde,mezar taşlarımızda, kitaplarımızda, giysilerimizde ve kilimlerimizde cisimleriyle; aşkı anlatan edebi eserlerimizde de isimleriyle yer almışlar tarih boyu bu iki çiçek. Kız çocuklarına verdiği en güzel isim olmanın yanında, fethettiği topraklarda Müslüman Türk’ün imzası
   ÇİÇEKLER VE BİZ

 

                          İki Çiçek: Lâle ve Gül

                   Lâle ve gül, iki ayrı çiçektir. Şairlerin, yazarların, ediplerin en çok sözünü ettikleri iki çiçek. Binlerce çiçek arasından çıkıp kendilerinden bahsettiren bu iki çiçekte ne vardır ki hep kendilerini gündemde tutmuşlardır. Mimari eserlerimizde, minyatürlerimizde,mezar taşlarımızda, kitaplarımızda, giysilerimizde ve kilimlerimizde cisimleriyle; aşkı anlatan edebi eserlerimizde de isimleriyle yer almışlar tarih boyu bu iki çiçek. Kız çocuklarına verdiği en güzel isim olmanın yanında, fethettiği topraklarda Müslüman Türk’ün imzası olmuş . Camilerde, tekke ve zaviyelerde, çeşme ve minarelerde, bazen fırça ile çizilmiş, bazen de mermere kazınmış . Biri Allah’ın; yani birliğin ve tevhidin simgesi olmuş, diğeri de Peygamberin. Lâle, bazen “hilâl” okunacak şekilde ters olarak nakşedilmiş mermerlerin üzerine ve sanat tarihindeki adı da “ters lâle” olmuş.

                    Anadolu’muza Selçuklu ile birlikte 11.yüzyılda teşrif etmiş lâle. Osmanlı’nın gözbebeği olmuş ve bir döneme adını vermiş.O, İstanbul’u, İstanbul da onu çok sevmiş. 1588 çeşidi ile İstanbul’da o da koskoca bir imparatorluk kurmuş.16. yüzyıl ile 18. yüzyıl arasında tüm haşmetiyle bu saltanatını sürdürmüş. Lâlelik, lâlename, lâleruh, lâlezar, lâledan, lâleli gibi kelimelerle Türk’ün konuştuğu sözcüklerde de yerini almış. Osmanlı çökerken, o da 19. yüzyılda gözlerden kaybolmuş. 

                         Allah, Lâle ve Hilâl             

          Ebcet hesabında her harfin matematiksel bir değeri vardır. Arapça “Allah” lafzının matematiksel değeri 66’dır. Lâle kelimesinin de, hilâl kelimesinin de 66’ dır. Çünkü üç kelime de aynı harflerden oluşmaktadır. Ne bir fazla ne bir eksik. Sadece harflerin yeri değişmektedir. Onun içindir ki Milli şairimiz Mehmet Âkif, İstiklâl marşımızda : “Bir hilâl uğruna ya Rab ne güneşler batıyor” demiştir.

             Edebiyatımızda ve Tasavvuf anlayışında lâle “Bir ve Tek”in simgesidir. Çünkü o, tek soğandan tek gövde ve tek çiçek verir. Bütün çoklara rağmen Allah da, tek değil midir? Çeşitli renkleri olmasına rağmen, lâle hep kırmızı tahayyül edilmiştir. Çünkü kırmızı olan kandır, yeri de  kalptir; tıpkı aşk gibi.Böylece, İlâhi aşk ile lâlenin rengi, insan kalbini mekan edinmişlerdir.

          Gül, lâleden farklıdır ; tek gövdeden bir çok dallara ayrılır. Üstelik  bülbülün şikayet ettiği gibi yüzlerce dikeni de vardır. Bir kökten, insan ruhunu okşayan kokusuyla, rengarenk onlarca çiçek verir . Ve bu haliyle o kesreti, yani çokluğu ifade eder. Allah’ın, insanlara doğru yolu göstermeleri için gönderdiği peygamberler de binlerce değil midir? Ve onların sonuncusu olan Hz. Muhammed (s.a.s) o gül ağacının taç gülü değil midir?Evet, O, güllerin efendisidir.

            Allah’ın bütün elçileri, aynı zamanda bir insandırlar. İnsan olmaları hasebiyle onların da dikenleri vardır. Tıpkı güller gibi onların da birbirlerinden farklı renkleri ve kokuları vardır. Kimisi sabır gülüdür; Hz. Eyyüp gibi. Kimisi sevgi gülüdür; Hz. İsa gibi. Kimisi cömertlik gülüdür; Hz. İbrahim gibi.

                     Türk, Lâle ve çiçekler

        Aslında lâle,her yerde; kırda, bayırda,bahçede ve ormanda kendini gösteren bir çiçektir. Rivayet edilir ki, o, çiçekler alemine kırlardan, bayırlardan gelerek katılmış.Bundan dolayı diğer çiçekler onu hep köylü ve taşralı olarak görmüşler. Onu biraz dışlar gibi olmuşlar. Onların bu tavrından alınmış lâle ve çekilmiş köşesine. O gün bu gün hep çiçekliklerin, bahçelerin dışında arzı endam eylemiş bu hassas çiçek.Ama, hayat mücadelesinden de hiçbir zaman vazgeçmemiş, hayata küsmemiş, onurundan ise asla taviz vermemiş. Bundan dolayıdır ki, onu çoğu zaman Müslüman Türk’e benzetirler. Biliyoruz ki, o da, bozkırlardan gelmiş. Bir şairimizin deyişiyle, söğüt ağacına baka baka gerçek yeşilliğe bürünmüş. Romanın, Bizans’ın topraklarına varis olmuş.Medeniyetlerin beşiğinde kendine özgü bir uygarlık kurmuş.Bir ayağı Asya ve Afrika’da, bir ayağı da Avrupa’da olmuş. Herkes gibi o da şehirli olmayı, imparatorluk kurmayı becerebilmiş, yüzyıllarca dillere destan olmuş. Ama başkaları onu hep dışlamak istemişler, tarih boyunca onunla savaşmışlar. Birbirlerine düşüp korunmak istedikleri zaman ise onun himayesine sığınmışlar. Müslüman Türk de onları koruması altına almış; tıpkı lâlelerin de taşradan gelerek, diğer çiçeklerin çevresini kuşatıp koruma altına aldığı gibi. Derler ki, bu benzerlikten dolayı Türk ve lâle kaderdaş olmuş.

               İşte lâlenin, gülün ve çiçeklerin bir hikâyesi. Satırlarımızı şairlerimizin şu dizeleriyle bitirelim:

                    Erişti nevbahar eyyamı / Açıldı gül-ü gülşen

                    Çemenler döndü rûy-i yare / Rengi lâle vü gülden. (Nedim)

                 

                  Lâlelim / Lalelide oturur

                  Lâleli, lâle olur lâlelimden

                  Lâleliden geçilir / Lâlelimden geçilmez. ( Orhan M. Arıburnu)

               

                  Ben bir beyaz lâleyim/ Var sana diyeceğim

                  Tut beni ellerimden / Gidersen öleceğim. (Leman Sam)

 

                 “Şikâyetler güldendir,  /  Güle sor, bülbüldendir.

                  Ne güldür, ne de bülbül, / Derdimiz gönüldendir.”

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu
Şerif

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...

Tüm Yazılarını Gör