BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Şerif Ali Minaz

YARINLARA DOĞRU(19)NEDEN BU DERSLERDEN RAHATSIZ OLUYORUZ.?

09.04.2026 13:15 Şerif Ali Minaz 5
YARINLARA DOĞRU(19)NEDEN BU DERSLERDEN RAHATSIZ OLUYORUZ.?

 

                Yeni Bir Öğretim Yılına Girerken

            Sevgili okuyucu, yazımıza başlamadan önce bir hatıramı paylaşmak isterim sizlerle.

!990’lı yıllardı. Bir “Öğretmen Veli Görüşmesi”nde bazı veliler, çocuklarına namaz surelerinin orijinal şekliyle (Arapça) öğretilmesinin zorunlu olup olmadığı konusunda soru sormuşlardı. Bu sırada bir başka veli, ayağa kalkarak şunları söylemişti:

-        Hocam ben …nın velisiyim. İtalyan asıllı bir Katolik’im. Kocam Türk ve Müslüman. Kızım da Müslüman. Madem ki, çoğunluğu Müslüman olan bir toplumda yaşıyoruz, madem ki, kızımın kimliğinde Müslüman yazıyor. Ben isterim ki, kızım bu dinin gereklerini hakkıyla öğrensin. Hakkıyla öğrenmenin kurallarını da, tabii ki, bakanlık koymuş ve siz de o programı uyguluyorsunuzdur,” dedi.

   Sonra, bayan veli, sınıfa hitaben:

 “Arkadaşlar,” dedi. “Lütfen olaya bir de benim anlattığım açıdan bakınız. Bırakınız, Hocam görevini yönetmelik ve programda yazılanlar doğrultusunda yerine getirsin.”

    2012-2013 Öğretim yılında M.E.Bakanlığı yeni bir uygulama başlattı okullarımızda. İsteğe bağlı olarak Kur’an’ı Kerim, Siyer ve Temel Dini Bilgiler derslerini koydu.

 Meselâ; Kur’an Dersini şu amaçla koydu: İsteyen Müslüman çocukları, Kur’an’ı orijinalinden, düzgün okusun diye.

O Kitab’ın içeriğini, konularını iyice anlasın, öğrensin ve bazı kısa sureleri ezberlesin diye.

O Yüce Kitab’ı hayatı boyunca zevkle, aşkla ve isteyerek okusun diye. Evet, bu amaçlarla konulan bir dersle karşı karşıyayız bu yıl.

    Manzara

 Eğitim ve öğretimde böyle bir uygulamaya başlandı başlanmasına, ama bu cennet vatanımızda meskûn olan insanımızdan ve medyamızdan gelen çok farklı tepkilerle de karşı karşıya kaldık. Bazılarımızın ruh ve zihin dünyasında meltem rüzgârları eserken, bazılarımızın da sam yelleri esip fırtınalar kopuyor. Neymiş efendim gericilik ve yobazlık hortlamakta imiş. Şeriatın ayak sesleri duyulmaya başlamış. Memleket İran olacakmış. Rejim tehlikede imiş… Miş mış.

 

Bu korku ve kuşkuların yerini keşke şöyle sorular alsaydı: Milli Eğitim Bakanlığının bu dersleri okutacak yeterli sayıda öğretmeni var mıdır acaba? Gerek Diyanet’in gerekse Milli Eğitim’in mevcut elamanları, psikolojik ve pedagojik formasyon yönünden yeterince donanımlı mıdır acaba? Bu dersler sayesinde, ilköğretime kadar inmiş olan uyuşturucu ve sigara alışkanlığından kurtulur mu gençlerimiz acaba? Gün geçtikçe erozyona uğrayan milli değerlerimizin ve milli ahlakımızın bu derslerden kazanımı ne olur? Evet, bu ve benzer sorular üzerinde kafa yorulsa ne güzel olurdu. 

 

  Maalesef, birilerimiz çok karamsar, uykuları kaçmış durumda. Oysa ben konuya bir de şöyle bakmayı yeğliyorum:

    Bizler

Evet, bizler, ilk inen ayeti “OKU” ve “Anla” diye başlayan bir Kitap’a inanmış ve gönül vermiş insanlar olduğumuz halde, gençlerimizin, inandıkları Kitabın içeriğinden habersiz yaşamalarını ister miyiz?

Bizler, Milli Marşında bile:

            “ Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:

    Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.

       Bu ezanlar ki, şahadetleri dinin temeli,

           Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.” Diyen bir toplumuz.

Bu mısralarla aşkımızı, idealimizi tüm dünyaya haykırmış bir milletiz.

  Öyle bir 21.yüzyıl Türkiye’si düşünelim ki, gençlerimizin, bu ideali ve bu haykırışı unutmuş olmalarını düşünebilir miyiz?

    Bizler; dün Cumhuriyeti kuran iradenin, din eğitimi ve öğretimine önem verdiği bir geçmişe sahibiz. Aynı zamanda bu iradenin: “Herkes, dinini, diyanetini mütesaviyen (eşit bir şekilde) öğrenmek mecburiyetindedir. Bunun yeri de, mekteplerdir,” dediğini de biliyoruz.

    1980 darbesini yapan generallerin bile, din öğretiminin başıboş bırakılmayıp bunun okullarımızda yapılmasını kararlaştırarak Anayasaya kaydettiklerini de biliyoruz.

       Şimdi Cumhuriyet ülkesinde bu tarihi çizgi unutuldu, İmam Hatip okulları ve Kur’an dersleri yeniden gündemimize gelip oturdu. Sorunları çözme konusunda değil, sorun yaratmada önde gidiyoruz maşallah (!)

     Sormak İstiyorum

    Demokrasilerde iki cenah olduğu hepimizce malumdur: İktidar ve muhalefet. Oy verelim veya vermeyelim, iktidarın bazı icraatlarını eleştirmek de en doğal hakkımızdır. Ama Din Eğitimi ve öğretimi konusundaki bakanlığın bu icraatını alkışlamamız gerekmez mi? 

   Toplumsal hayatta hiçbir şeyin boşluk kabul etmediği hepimizce bilinen bir gerçektir. Din Eğitimi ve Öğretimi konusundaki boşluk, okullarımızda doldurulmazsa, bu ihtiyaca kimler cevap verecektir?

  Bu ülkede adam gibi din eğitimi yapılmazsa 1997’nin 28 Şubat’ı öncesinde sabah akşam ekranlarda gördüğümüz çağ dışı manzaraların ve tiplemelerin çoğalmasına gönlümüz nasıl rıza gösterir?

    Din eğitimi legal olmayıp, yer altına mı insin? Bir zamanlar olduğu gibi vatandaş samanlıklarda mı öğrensin dinini? Evlerde bulunan elifba cüzleri suç mu sayılsın?

    Her şeyin T.S.E. standartlarında olmasını isteyen bizler, din eğitimi ve öğretiminin legal olmasından niçin rahatsız oluruz?

      1950’li yıllarda İmam Hatip okulları açıldığı zaman, birileri: “ Bu devlet, bu dini camilerin mihrabından yıkmak istiyor,” diye feryat ediyordu. Ama şimdi de, aynı okullardan bir başkaları rahatsız maalesef. Onları uzaylı gibi görüyorlar. Soruyorum, bu okullardan rahatsız olanlarımız, binlerce ibadethanemizde, bizlere hitap edenlerin Taliban vari zihniyete sahip, marjinal, radikal ve rijit tipler olmasını mı istiyorlar? Bu güzelim dini onlardan mı öğrenmemizi talep ediyorlar?

     Bu din hakkıyla bilinmesin mi diyorlar, gelenekçi, cahil ve hurafelerin peşine takılmış sözüm ona Müslüman tiplemesinin çoğalmasını mı istiyorlar? Soner Yalçın’ın “Efendi” kitabındaki ikiyüzlü, iki dinli insanların bu aziz vatanda mebzul miktarda bulunmasını mı arzu ediyorlar?

   Yoksa Türkün, söğüt ağacına baka baka, gerçek yeşilliğe dönüştürdüğü bu güzelim ülke, iyice çoraklaşsın, dininden habersiz milyonların arasında misyonerler cirit atsın mı istiyorlar? 

  Yehova şahitlerinin, 88 dilden yayın yapan, 42 milyon baskı yapan dergilerinin tamamı, gençlerimizin eline mi tutuşturulsun diyorlar?

   Velhasıl 

Doğrusu ben, Milli Eğitim Bakanlığının bu uygulamasına muhalefet edenlerin bu sorulara nasıl cevap vereceklerini merak ediyorum.

  Yazımızı Şevket Süreyya’dan bir alıntıyla bitirelim:

Genç yaşında Birinci Dünya Savaşı’na yedek subay olarak katılan ve Doğu cephesinin Makineli bölüğünde askerleri eğitmekte olan Süreyya diyor ki:
"... İstanbullu bir çavuştan başka okuma yazma bilen yoktu. Daha ilk derste belli oldu ki bu bölükte, hangi dinden olduğumuzu doğru dürüst ve kesin olarak bilen kimse de yoktur. (...) Askerlere sordum:
-Bizim dinimiz nedir? Biz hangi dindeniz?

Hep birden:
-Elhamdü-l-illâh Müslümanız,
diye cevap vereceklerini sanıyordum. Fakat öyle olmadı. Cevaplar karıştı. Kimisi “İmam-ı Âzam dinindeniz” dedi. Kimisi, “Hazreti Ali dinindeniz” dedi. Kimisi de, hiçbir din tayin edemedi."
(Ş. S. Aydemir, Suyu Arayan Adam, İst. 1967, s. 109-110)

     Eğitim ve Öğretim yılının ülkemiz ve halkımız için hayırlı ve uğurlu olması dileklerimizle kalınız sağlıcakla..

 

 

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu
Şerif

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...

Tüm Yazılarını Gör