BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Şerif Ali Minaz

YARINLARA DOĞRU (35) ALLAH RESULÜ’NÜN İSTİHBARATÇISI: AMR

09.04.2026 13:15 Şerif Ali Minaz 5
YARINLARA DOĞRU (35) ALLAH RESULÜ’NÜN İSTİHBARATÇISI: AMR

 

 

 

              Değerli okuyucu, bundan önce, aramızda fitne ve fesat saçmayı amaçlayan iki İngiliz casusundan söz etmiştik. Bu yazımızda da, bir İslam İstihbaratçısını anlatmak istiyorum.

     Allah Resûl’ünün Mücadelesi

   Öncelikle şunu ifade edelim ki, Hz. Peygamber, sadece Ruhani bir lider değildi.

 O, başka vizyonlara da sahipti.

O, hem dini ve manevi hem de siyasi bir liderdi.

O, yalnız ve yalnız bütün insanların çıkarları ve mutlulukları için didinip çırpınıyordu.

 O, puta tapıcılığın ve Allah’a şirk koşmanın insanlık için yüz karası olduğunu, bu tutumun insanı cüceleştirdiğini kabul ediyor, bütün insanları böyle bir basitlikten kurtarmayı amaçlıyordu.

Evet, Onun misyonu işte buydu.

        O, misyonunu yerine getirirken çağdaş metotlardan olan “sivil itaatsizlik”,  “putlara isyan” modelini uyguluyordu.

O, bedenleri ve ruhları tutsak edilmiş milyonlara; ötekileştirilmişlere, kölelere: “katılın safımıza, onurunuzla ve şerefinizle yaşayınız, geliniz tevhide, koşunuz özgürlüğe, kurtulunuz esaretten, varınız hürriyetin tadına” çağrısında bulunuyordu.

O, bu çağrısını açık ve net bir şekilde yapıyordu.

 Onun çağrısını yaptığı dünyada “Guantanamo”lar, “Ebu Gureyb”ler, “soykırımlar”yoktu.

O, görevini tamamlamaya çalışırken, yılmaksızın bir mücadele veriyordu. İSTİHBARAT ise bu çetin mücadele biçiminin bir parçasıydı.

Ve büyük sahabe Amr da, O’nun onlarca istihbaratçısından biriydi.

                Amr b. Ümeyye Kimdi?

             Amr, Ebu Ümeyye lakabıyla da anılırdı. Tahminen, Hicret’ten 26 yıl önce dünyaya geldi. İslâm’a girmeden önce tam anlamıyla serkeş, onun bunun sırtından geçinen asalak ve maceraperest bir insandı. Bunun yanında zekiydi, gözüpekti, tehlikelere atılmaktan sakınmazdı.

    A. Cevdet Paşa, onu şu ifadelerle tanımlıyordu: “Çok cesur, çevik, eli çabuk, tuttuğunu koparır, çakır pençeli bir adamdı. Cahiliye devrinde çok sabıkası vardı. Birçok tehlikelerden kurtulup arta kalmış, garip halli bir zattı. “Peygamber habercisi” diye tanınan bu zatın, haberleri ulaştırmada, gizli kapaklı şeyleri araştırmada ve düşman memleketlerine girip çıkmada tuhaf tuhaf hikâyeleri vardır.”

     Bedir ve Uhud savaşlarında müşriklerin safında pasif bir muharip olarak kerhen yer almıştı. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in akrabalarından olan Ubeyde kızı Süheyle ile evliydi.

            Bir an geldi, bir olay onun Müslüman olmasına vesile oldu. İşte bundan sonra onun gözüpekliği, yiğitliği daha da bir anlam ve değer kazandı.

           Sanki o, çekirdekten yetişme bir diplomattı, Allah Resûlü’nün baş elçisi ve en önemli istihbaratçılarındandı.

   Hz. Peygamber’den 20 (yirmi) hadis rivayet etti, ömrünün son demlerini de hadis dersleri okutarak geçirdi. Ve Hicri 60 yılından önce Medine’deki Herratîn (marangozlar) mahallesinde rahmeti Rahman’a kavuştu.

         İşte onun hayat hikâyesinden bazı kesitler.

      İdam Sehpasında Asılı Genç

     Hz. Peygamber, bir olaydan dolayı Mekke’ye iki kişi gönderdi: Biri Amr, diğeri de onun arkadaşı ve yardımcısı Seleme...

 Niçin gidiyordu bu iki insan Mekke’ye? Bu sorunun cevabını bulmak için dilerseniz acı bir olayın öncesini görelim:

    Hicretin 4. yılıydı. Kare Kabilesi, İslâm’ı öğrenmek için Hz. Peygamber’den öğretmen istedi ve Allah Resûlü de, onlara ashabının seçkinlerinden on kişilik bir heyet gönderdi. Bu güzel ve iyi niyetli tebliğciler, Mekke yakınlarında Raci denen yerde düşman tarafından ani bir baskına uğradılar ve hemen oracıkta sekizi birden şehit edildiler. Zeyd ve Hubeyb adındaki iki Müslümanı da, Mekke’ye götürüp düşmana sattılar.

    Başta Ebu Süfyan olmak üzere bütün Kureyş topluluğu bir meydanda toplandılar. Bu iki masumu acımasızca idam ettiler. Bununla da yetinmediler. Hubeyb’i idam sehpasından indirmediler. Niçin mi? Gelene geçene ibret olsun ve de herkes Kureyş’in gücünü görsün diye.

      İşte Amr, Mekke’ye bunun için gidiyordu; Hubeyb’i idam sehpasından indirecekti. Bir de esas çıbanın başı olan Ebu Süfyan ile hesaplaşacaktı.

         Amr Mekke’de

   Amr ve arkadaşı Seleme, Mekke’ye yaklaştılar. Yol arkadaşları olan tek develerini bir tepenin arkasına bağladılar; gerekli azığı ve suyu, önüne bırakmayı da, ihmal etmediler. Artık görevlerine başlayabilirlerdi. Amr arkadaşına:

- Seleme! Şimdi doğru Ebu Süfyan’a gidiyoruz. Bir an önce onunla hesaplaşıyoruz. Sonra da diğer planımızı uygularız, dedi.

Seleme:

- Amr! Neden sabırsızlanıyor, acele ediyorsun ki? Bunca yol yürüdük. Buraya kadar gelmişken önce Kâbe’yi ziyaret edelim, ikişer rekât namaz kılalım. Sonra da işimizi hallederiz.

    Bu fikir Amr’a cazip gelmişti. Doğru Mescid’e gittiler, Kâbe’yi tavaf ettiler. Aşk ve şevk içinde ibadetlerini yaparlarken Ebu Süfyan’ın oğlu Muaviye gördü onları. Daha ilk bakışta tanıdı Amr’ı ve bastı feryadı:

- “Hey ahali! Amr’a bakın Amr’a,” diyerek çevresindekilerin dikkatini onlara çekti. Amr’ı görenler dona kaldılar bir süre. Çünkü Onun ne denli atılgan, bitirim ve gözükara biri olduğunu hepsi de çok iyi biliyorlardı.

Onlar:“Amr, hayırlı bir iş için gelmemiştir buralara, mutlaka kötü bir niyeti vardır”, diye fiskos ederlerken, Amr, başını çevirmeden arkadaşına bir şeyler fısıldadı:

-        “Seleme! Aklıma gelen, işte şimdi başıma geldi. Artık Ebu Süfyan’a gidemeyiz. Hemen buradan sıvışalım,” dedi ve kısa zamanda oradan kayboldular.

           Mağarada Gizlenen Kaplan

 Amr ve Seleme, Mekke dışındaki bir mağaraya sığındılar. Kureyş ise adamlarını peşlerine takıp onları aramaya koyuldular. Bütün gece, onları aramakla meşgul oldular.

    Sabah olmuştu. Gizlendikleri mağaranın önüne bir süvari geldi. Atından inip içeriye dalıp bakacaktı ki, daha onun inmesine fırsat vermeden, tıpkı bir kaplan gibi, Amr, hasmının üzerine atladı ve onu etkisiz hale getirdi.  Bu arbede sırasında hasmı öyle bir ses çıkardı ki, onun feryadını uzaklardan duyanlar:

- Bu bizim Osman’ın sesi, gidelim, imdadına yetişelim, dediler. Koşarak mağaranın yanına geldiler. Osman’ı buldular orada. Onların, “seni bu hale getiren kimdir?” sorusuna, ondan ancak “Amr” cevabını alabildiler.

          Amr, mağaraya yeniden gizlenmişti ve arkadaşına şu uyarıda bulunmuştu:

- Bu yaralı, Malik’in oğlu Osman’dır. Şimdi sakın kımıldama, yerinde sessizce dur. Onlar Osman’la uğraşırken bizi ihmal edeceklerdir. Eğer bu geceye sağ salim kavuşursak kurtulduk demektir. Amr ve arkadaşı burada iki gün gizlendiler.

     Kurtarma Operasyonu

  Bu istihbarat subaylarının ikinci görevleri de şehit Hubeyb’i darağacından indirmekti. Amr, Hubeyb’i kurtarma operasyonunu şöyle planlamıştı:

Amr, sabahleyin erkenden; alacakaranlıkta Hubeyb’in asılı olduğu darağacına doğru yaklaşacaktı. Şehit cesedini bekleyenlerden biri, Amr’ın çevrede gezindiğini görecek ve diğer arkadaşını uyandırıp anlatmaya başlayacaktı: “Arkadaş, birini şurada gezinirken gördüm; onun gezinmesi tıpkı Amr bin Ümeyye’nin yürüyüşü gibi. Vallahi onun Medine’de olduğunu bilmesem bu, Amr’ın ta kendisidir, derdim”, diyecekti.

   Dilerseniz bu operasyonun icrasını gelecek yazımızda anlatalım.

Selam ve sağlıcakla kalınız.

 

 

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu
Şerif

Şerif Ali Minaz

Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...

Tüm Yazılarını Gör