DİKKAAAT! ÇİPLENİLECEK! ÇİPLEN!
Bundan 20-30 sene önce bilişim dünyasında ulaştığımız bugünkü noktadan söz edilseydi sanırım çoklarımız inanmazdı.
Tıpkı bunun gibi, pek yakınlarda dünya insanlığına konu başlığımız olan komutun verileceğini de söylesem inanmayanlarımız olabilir.
Ama inansak da inanmasak da bu komut yavaş yavaş verilmeye başlandı bile.
Verilmekte olan komut, keşke “ÇİPLEN” şeklinde değil de; CİPLEN şeklinde olsaydı.
O zaman ekonomik yönden herkes eşit seviyeye gelebilir, sosyal adalet sağlanıp, sömürü düzeni ortadan kalkmış olabilirdi.
Belki o zaman, havaalanlarındaki CİP salonlarından yolculuk yapanların sayısı artar, gariban vatandaşın 4X4 CİPleri de olabilirdi.
Amma kazın ayağı hiç de öyle değil. Sözünü ettiğim bu “ÇİPLEN!” komutunun bir başka anlamı ve hikâyesi var.
Dünyanın Süper Gücü, 11 Eylül 2001 olaylarından sonra bir korkuya kapıldı. Kendisini ve tüm dünyayı paranoid bir atmosfere sürükledi. Hatta o günlerde, birileri, 4. DÜNYA SAVAŞININ başladığını bile söylemişti.
Suçları ve terör olaylarını bahane ederek başlatılan kavganın bir parçasıydı galiba bu ÇİPlenmek işi.
Aslında SAM amca, tüm dünyayı uzaydan gözetlemekte, ordu ve istihbarat örgütleriyle zihin kontrolü üzerindeki deneyimlerini sürdürmektedir. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi şimdi de, 7 Milyar insanı tek tek çipleyerek kontrol etmek istemektedir.
Karşı Çıkanlar da Var
Süper güçlerin bu talebine, bazı sivil toplum örgütleri itiraz ediyor ve biz dünyalıların ÇİPLENMESİNE karşı çıkarak şöyle diyorlar:
“İnsanların bedenlerine zorla bir çip takılması, onların onurlarını kıracak, insan hayatına ve hürriyetine kısıtlamalar getirecektir.
Hiç haberi olmaksızın insanların çok uzaklardan kontrol edilebilme yolu açılacaktır.
Bu tarz teknolojiler iyi niyetle gelirler ve başlangıçta insanlığın yararına kullanılırlar. Ama birçok buluşta olduğu gibi, zamanla fonksiyon kaymasına uğratılıp toplumsal ya da, kişisel yıkımlara yol açma ihtimali de olabilir.
Meselâ; bazı diktatör yöneticiler, toplum bireylerine bu teknolojiyi zorunlu olarak uygulayıp onların özgürlüklerine ve özel hayatlarına kısıtlamalar getirebilir.
Meselâ; insan avcılarının, insanları daha rahat köleleştirmelerini, sadist taleplerini yapabilmelerini ve dünyanın ekonomisine daha da hâkim olmalarını sağlayabilir.
Yıllardan beridir hayatımızda varolan “Bilişim Teknolojileri,” şimdi, vücudumuza girerek “Bilgisayar Destekli İnsan” kavramını yaşantımıza taşıyacaktır.
Bilgisayar Destekli İnsanlar, dünyada dönen dolaplara hiçbir şekilde karşı gelemeyebilirler; çünkü herkes bu yöntemle mankutlaştırılacaktır. Dünyamız, özgür insanların değil; kölelerin dünyası olacaktır.
Meselâ; bilgisayar operatörü, RMS teknolojisini kullanarak, çip takılmış şahsa elektromanyetik dalgalar göndererek onun performansını bozabilecektir. Ve sapasağlam bir adam, bir anda konuşma ve yürüme zorlukları çekmeye başlayacaktır. ÇİPliye, gaipten sesler işittirilecek, görüntüler gösterilecek ve şahsın akli dengesi bozulabilecektir. Hatta hedef şahısta çok acı veren ağrılar ve kas krampları yaratılıp; dünyanın öbür ucunda dahi olsa işkence yapılabilecektir.
Çiplenmiş ve zombileştirilmiş insanlar, cinayet işlemeye yönlendirilebilecek, sonrasında ise hiç bir şey hatırlamayacaktır.
Meselâ; tehlikeli görülen siyasi bir lider, en yakınındaki kişiye öldürtülebilecektir.
Nitekim Amerikan ordusu, Vietnam savaşında “Rambo çipi” denilen cihazlar kullanmış; bazı askerlerin kanlarında adrenalin oranını yükselterek aşırı saldırganlık ve cesaret duyguları oluşturmuştur.
Irak’taki askerlere de, BIOTIC adı verilen çip enjeksiyonları yapılmıştır.”
Birçok sivil toplum örgütü, işte bu gerekçelerle karşı çıkıyorlar, biz dünyalıların Çiplenmesine.
Çipin (chip) Dünü Ve Bugünü?
ÇİP denilen bu nesne, gayri resmi olarak 1946 yılında, resmi olarak ise 1974’te Amerika’nın Ohio eyaletinde ve İsveç’in Stockholm kentinde ilk kez insan vücuduna yerleştirilmiş.
Lokal anestezi yapılarak, bir iğne yardımıyla deri altına yerleştirilen ÇİP, bir bilgisayar yongasıymış. Ve elektronik tarayıcı ile okunabiliyormuş. Kimlik ve hastalık bilgilerini depolayıp tanımlama amaçlı kullanılmak gibi çok masum bir gerekçeyle gündeme gelmiş.
Bugün, yapıları o denli mikro düzeye indirgenmiş ki, ense veya sırt bölgesine özel bir şırıngayla konabildiği gibi, bir ameliyat esnasında kişinin haberi olmaksızın da takılabilirmiş. Bunların takıldıktan sonra da, bulunması veya çıkarılması neredeyse imkânsızmış.
Florida’daki Applied Digital Solutions şirketinin, piyasada bulunan çeşitli ürünleri varmış; Meselâ; uydu teknolojisi ile insanların izlenmesini sağlayan bir ürüne ilaveten, kaçak ya da kayıp evcil hayvanları izleyebilmek için kullanılmakta olan ürünleri gibi..
Aslında bu ÇİPler ile, nükleer Enerji Fabrikaları, havaalanları ve uçak kokpitleri gibi yüksek güvenlik gerektiren yerlerde, neredeyse aşılması imkânsız bir güvenlik sistemi sağlanıyormuş.
Yine, çocukların ve zenginlerin kaçırılıp fidye isteme vakaları önleniyor, hayatlar kurtarılıyormuş.
Meselâ; Meksika ve Brezilya gibi ülkelerde haraç istemek için zenginler kaçırılmaktaymış. Kaçırılmaktan korkan zenginler ise çareyi çiplenmekte bulmuşlar. Bu çipler, uyduların yardımıyla çiplenmiş kişiyi ve kaçıranları yılanın deliğine dahi girseler yerlerini tespit etmekteymiş.
ADS şirketi, çiplenme işlemi için bir fiyat listesi bile çıkarmış. Meselâ; yonga için 200, yongadaki bilgileri okumak için tarayıcı ücreti, 1000-3000 dolar arasındaymış.
Yıllık olarak verilen hizmetlerin bedeli olarak da 40 dolarlık ücret öngörülmekteymiş.
Velhasıl
Pek yakın gelecekte bu denli önemli olacak olan ÇİPLENMEk bizim için hiç mi hiç dert değil; yeter ki, ipin ucu kan dökücülerin eline geçmesin.
Yeter ki, bu teknolojiyi elinde tutan ve yönetenler, birilerinin kan ve gözyaşları üzerinden kendilerine ikbal sağlamaya çalışan şeytanlar olmasın.
Yeter ki, çipleyenler ruh ve akıl yönünden sağlıklı insanlar olsunlar.
Yeter ki, çipleyenler ve çiplenenler , Mısır’da, Irak’ta, Afganistan ve Suriye’de meydana gelen olayların senarist ve oyuncuları olmasın.
Kitaplılar olarak inanıyoruz ki, bizler daha bu dünyaya gelirken çiplenmişizdir.
Bizler bu sayede, kontrol ve gözetim altındayız. Korunmakta ve kollanmaktayız…
Rabbimizin Yüce Kitabımızda şöyle buyurduğunu görüyoruz:
“Andolsun ki, insanı Biz yarattık.
Nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz.
Ve Biz, ona şah damarından daha yakınız.
Sağında ve solunda bulunan iki yazıcı melek, yaptıklarını kaydetmektedir. (Kaf,50/ 16,17)
“Yaptıkları her şey kitaplarda (amel defterlerinde) mevcuttur.
Küçük büyük her şey satır satır yazılmıştır.” (kamer, 52, 53)
Bir çoklarımız bilir ki; Sevgili Peygamber’imiz (s.a.s), hicret anında mağara arkadaşına şu telkinde bulunuyordu:
“Korkma, üzülme ey Ebu bekir! Allah bizimle beraberdir.”
Evet, evet, bizler zaten çiplenmişiz.
Tüm çipçilerin ve çiplenenlerin de böylesi güvenli eller ve dostlar olması dileklerimizle…
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Şerif Ali Minaz
Kütahya'nın Simav ilçesinde doğdu. İlköğrenimini köyünde, orta öğrenimini Bursa’da, yüksek okulu da İstanbul’da bitirdi. Öğretmen olarak başladığı memuriyet hayatına...
Tüm Yazılarını Gör



