BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Tuğba EKŞİ

Tuğba EKŞİ

09.04.2026 13:15 Tuğba EKŞİ 6
Tuğba EKŞİ

 

 

‘’Romantik’’ kelimesinin yansımasını bulduğumuz bu tepe, Eyüp’te enfes Haliç manzaralı çay bahçesine adını vermesiyle İstanbulluların, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olarak varlığını hala sürdüren aynı zamanda da Pierre Loti Kahvesi ile Haliç kıyısı arasında işletilen teleferik ile şehirde geçirdiğiniz en güzel anlara ev sahipliği yapmaktadır.

      Pierre Loti olarak bildiğimiz yalnız asıl adının Louis Marie Julien Viaud olan Fransız yazar bu tepeye adını vermiştir. Birçok kez İstanbul’da bulunmuş olan Loti, İstanbul’a ilk kez 1876 yılında bir Fransız gemisi ile gelmiştir. Osmanlı yaşam biçiminden etkilenerek, bunu pek çok eserinde de alenen göstermiş, İstanbul’a hayran olduğunu dile getirerek her zaman kendini Türk dostu olarak nitelendirmiştir.

      1913 yılında yazdığı La Turquie Agonisante (Can Çekişen Türkiye) kitabıyla Batı politikasını eleştiren Loti, aynı yıl devlet konuğu olarak Türkiye’ye geldiğinde Tophane Rıhtımı’nda büyük bir törenle karşılanmış, Sultan Reşat tarafından sarayda ağırlanmıştır. Balkan Savaşları’nda ve I.Dünya Savaşı’nda, sonrasındaki Anadolu işgalinde Avrupa’ya karşı hep Türkleri savunmuştur. Milli Mücadele döneminde Anadolu’daki direnişe destek vermesi ve kendi ülkesi olan işgalci Fransa’yı ağır bir dille eleştirmesiyle Loti, Türk halkının da sempatisini kazanmış olup, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından şükranlarının sunulduğu bir mektup yollanmıştır. Öyle ki 1920 yılında ‘’İstanbul Şehri Fahri Hemşehrisi’’ olarak kabul edilmiş ve onun adını taşıyan bir de cemiyet kurulmuştur. Daha sonralarda İstanbul’da Divanyolu’nda bir caddeye ‘’Pierre Loti Caddesi’’ ve Eyüp’teki bu romantik kahve yerine de Pierre Loti Tepesi adı verilmiştir.

      Lakin tüm bu övgülere rağmen Loti, Türk aydınlarını ikiye bölmüştür. Kimi aydınlar onun gerçekten Türk dostu olduğuna inanıp samimiyetine güvenirken, kimi aydınlarımız ise onun Osmanlı’nın zayıf ve geri kalmış halini acıyarak sevdiğini savunmuşlardır. 1925 yılında Nazım Hikmet’in yazdığı Şarlatan Piyer Loti şiirinde kendisinden şöyle bahsetmektedir: 

‘’Hatta sen Pier Loti! Sarı muşamba derilerimizden

Birbirimize geçen tifüsün biti, senden daha yakındır bize Fransız zabiti!’’

      Nazım Hikmet ilerleyen mısralarında daha ağır bir şekilde Loti’yi eleştirerek, onu ‘’Çürük Fransız kumaşlarını yüzde beş yüz ihtikarla şarka satan’’ bir burjuva olarak tanımlamaktadır. Diğer taraftan ise yazar Abdülhak Şinasi Hisar, İstanbul ve Pierre Loti adlı kitabında Loti’ye övgüler yağdırmakta ve Loti’nin yazılarının bazı Türklerin yazdıklarından daha milli bir his ve zevk taşıdığını söyleyerek onun Türkiye ile ilgili bütün eserlerinin Türkçeye çevrilmesi gerektiğini savunmaktadır.

      Bundan sonraki hüküm ise sizin. Türklerin dostu yalnız Türkler midir, yoksa Türklerin dostu Türkleri sevenler midir? Hangi aydınlarların tarafında duracağınız, bu konu da ne söyleyeceğiniz tamamen sizindir.

      Bu tartışmaların yanı sıra, tepenin etrafında birçok tarihi yapının bulunması da sanat tarihi açısından önem teşkil etmektedir. 1813 yılına tarihlenen, iki kitabeli ahşap Kaşgari Tekkesi bunlardan yalnızca biridir. Yine tesisin girişindeki üç yol ağzında, önünde Farsça yazılmış beyaz yuvarlak bir mezar taşı bulunan yapı da, Çolak Hasan Tekkesi’dir. Tekke’nin sırasındaki tarihi bina ise bir Sıbyan Mektebi’dir. Osmanlı tarihi yazarı İdris-i Bitlisi tarafından yaptırılan Mektep’in hemen önünde ve tesisin alanının içinde ise, 1589 yılında vefat eden ‘’İskender Dede’’ ismindeki bir Mevlevi’nin kabri bulunmaktadır. 

      En meşhur eserlerden, hatta Evliya Çelebinin Seyahatnamesi’ne de konu olan dilek kuyusu hakkında; ‘’Kuyuya bakanların gönüllerinden geçirdikleri isteklerini, kuyunun içinde gördüklerini’’ yazmıştır. 

      Son olarak Bizans döneminde inşa edildiği düşünülen, Osmanlı döneminde de kullanılan sarnıç, tesisin orta yerinde varlığını korumaya devam etmektedir.

      Güzel bir parçanın ancak güzel bir parça ile bütünlenebildiği, bu yüzden bütünde bir uyum sağlamak gerektiği kanısı, bu tepenin kusursuzluğunu ve tarihini bize sunarken insanlara oldukça güzel anlar yaşattığı gerçeğini değiştirmemektedir. Maurrois, istemek ‘’istiyorum’’ demek değildir; harekete geçmektir der. Bu yüzden harekete geçin ve bu tepenin tadını çıkarın. 

 

 

                                                                                                                                                      Tuğba EKŞİ

                                                                                                                                                 Sanat Tarihi Araştırmacısı

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu