BORSA
BIST 100 13.536,84 %4,76
Altın 6.785,55 ₺/gr %0,53
Bitcoin $71.835 %4,65
Dolar 44,53 ₺ %0,19
Euro 52,06 ₺ %0,47
Sterlin 59,85 ₺ %0,73
Gümüş 107,90 ₺/gr %3,04
Ethereum $2.228,74 %6,33
İsviçre Frangı 56,32 ₺ %0,70
Kanada Doları 32,17 ₺ %0,12
Avustralya Doları 31,41 ₺ %0,92
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,01
Suudi Riyali 11,88 ₺ %0,12
BAE Dirhemi 12,12 ₺ %0,19
Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,23
Çin Yuanı 6,52 ₺ %0,18
ANKARA 1°C 6.785,55 ₺/gr 44,53 ₺ 52,06 ₺
Anasayfa Makaledetay
Tuğba EKŞİ

Tuğba EKŞİ

09.04.2026 13:15 Tuğba EKŞİ 6
Tuğba EKŞİ

 

 Sanat, kendi başına bir durumdur. Sanatın başka bir şey ile olan ilişkisinden önce ilk olarak bu durumu görmemiz ve kavramamız gerekir. İnsanlık tarihi kadar eskiye dayanan evirilen insanla birlikte günlük hayatın içinde insana teneffüs anlarını yaşatan evirilen sanat, günümüzde insanları duygusal ve düşünsel olarak etkileme gücüne sahiptir. 

      Tarihsel süreç içerisinde gelişen geleneksel sanatlarımızın en başında hat, çini, tezhip, minyatür, halı dokuma sayılmaktadır. Hat sanatımızı ele aldığımızda, 6.yy.da var olan ‘’Zebed’’ 8.yy.da var olan ‘’Küfi’’ 10.yy.da ise ‘’Sülüs’’ ve ‘’Nesih’’ yazıları hakim olmuştur. Görüldüğü gibi zamanla toplumun gelişimi ve değişimi sanatı da elden ele yaşatmıştır. Yalnız bu durum günümüzde farklı bir boyut kazanarak, üretmekten ziyade tüketmektedir.

      Her ırkın kendine özgü sanatları var olmuşsa da minyatür sanatı hiçbirinde kalmamıştır. Bedri Rahmi Eyüboğlu bir yazısında ‘’Bizim el kadar minyatürümüzü büyütüp ünlü ressamların o dünyaca ünlü tablolarının yanına koyun, hiç korkmayın minyatürümüzün büyüklüğünü göreceksiniz’’ demektedir. Lakin mesela korkmak değil, mesele üretmemektir artık. Camii mimarimizi ve geleneksel sanatlarımızı, yeni bir yorum ile günümüze taşıyamayarak ‘’Eskiyle geviş getirerek’’ kötü kopyalarını yaparak, sanatta oyalanmaktayız.

      Geçmişten günümüzü gelebilen sanat eserlerinin sergilenmesi ve korunması bu yüzden dikkat edilmesi gereken bir husustur. İstanbul’un Fatih ilçesi bu konuda ilgiyi üzerine çekmekte ve zengin müzelere ev sahipliği yapmaktadır. Bu noktada Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesi geçmişten günümüze ışık tuttuğu için önemlidir. Müzede, Huand Hatun Hamamına ve Beyşehir Demirli Mescide ait Selçuklu çinileri, erken dönem Osmanlı çinilerini oluşturan Bursa Yeşil Külliye ile Edirne Şah Melek Camii çinilerinin eşsiz örnekleri bu müzede yer almaktadır.

      Ayrıca Osmanlı edvarına ait XVI. Yüzyıl ve sonrası çinileri, Topkapı Sarayı, Rüstem Paşa Camii, Takkeci İbrahim Ağa Camii, Kubbetü’s Sahra çinilerinden örnekler de müzede muhafaza edilmektedir. 

      Ahşap eserlerde en nadide eserler olarak müzede yerini almaktadır. Ankara Ahi Elvan Camii dolap ve pencere kapakları, XIV. Yüzyıl Selçuklu devrinin en güzel örneklerini oluşturmaktadır. Rumi ve palmetli oyma şebekeler, geç edvar Osmanlı Arması XIX. Yüzyıl ahşap eserler de yine müzede koruma altındadır.

      Yavuz Sultan Selim devrinin önemli devlet adamı olan Tacizade Cafer Çelebi’nin mezar taşının da saklandığı bu müze restorasyon nedeni ile şuanda kapalıdır. 

      Yine Fatih ilçesinin Binbirdirek mahallesinde yer alan Türk İslam Eserleri Müzesi oldukça geniş bir koleksiyona sahip olup, köklü bir medeniyetin tarihsel gelişim serüvenini gözler önüne sermektedir. Etnografik yönden güçlü olan müze, Türklerin günlük yaşamlarında kullandıkları taş, seramik, ahşap ve madeni eşyalardan birçok sanatsal öğeyi içinde barındırmaktadır. 

      Müze yedi bölümden oluşarak, Türk halkının yaşamını ve kültürünü yansıtan otantik ürünleri; Ahşap Eserler Bölümü, Keramik ve Cam Bölümü, Maden Sanatı Bölümü, Etnografya Bölümü, Taş Sanatı Bölümü, Halı Bölümü ile El Yazmaları ve Hat Sanatı Bölümünden oluşmaktadır. 

      Müzenin Keramik ve Cam Bölümü’nde X. yy’a ait İslam cam sanatından örnekler içerirken, 1908 ile 1914 yılları arasında yapılan kazı çalışmalarında gün yüzüne çıkartılan keramik eserler ile mihrap ve duvar çinilerinden Konya Kılıçaslan Sarayı alçı süslemelerine kadar uzanan birçok sanat eserini içinde muhafaza etmektedir.

      Sahip olduğumuz bu kültürel mirasa baktığımızda, geçmişteki sanatı da benimseyerek aramızdaki bu ilişkiye bakmamız gerekir. Unutmamalı ki, sanattan mahrum kalmak bir yer de bilgisiz kalmaktır. 

      Var olmuş olan eserler düşünüldüğünde, binlerce sanatçımız, binlerce bakış açımız, elimiz, gözümüz bulunmaktadır. Bu da insanların hiçbir zaman tam anlamıyla yalnız kalamayacağını gösterir. 

 

                                                                                  TUĞBA EKŞİ

                                                                        SANAT TARİHİ ARAŞTIRMACISI

Paylaş:

Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu